....................Bir Mendil Hikayesi.........
4/6/2007 · Kategori: yosun hikayeleri
Mendilim yaslıdır,yastır mendilim…
Hüznümü sildiğim,yardır mendilim
Uzunca yol yürümenin yorgunluğuyla,ardıma takılıp gelen çocuğu fark etmemişim.Usulca pardüsömün eteğine dokundu,irkildim,afalladım, kalakaldım.O kocaman kocaman gülümseyen,iri mi iri,yosun kokulu gözlerini gözlerime dikti ve’’mendil ister misiniz?’’ dedi.Gözlerim gözlerinde durmuştu,kıvrak bir kaçamakla süzdüm kızcağızı,ne kadar masum görünüyordu.Saçlarının karmaşık yağlı hali ve yüzünün kirden görünmeyen rengi,masumluğunun gözlerime yansımasını önleyememişti.Ne demem gerekirdi?Çantamda daha açılmamış iki paket mendil vardı.Ama bu kadar içten gülümseyen bir kalbi geri çeviremezdim…Uzattığı mendili aldım ve parayı küçücük avuçlarına bıraktım,gülen gözleriyle üstünü verdi,ellerim küçüğün kirden rengi zor seçilen saçlarına uzandı,duraksadı küçük kız,çantamdaki bütün şekerleri rengi görünmeyen küçüçük avuçlarına bıraktım…
-Ben sana para verdim sen bana mendil verdin, sen bana para verdin bende sana şeker verdim,ödeştik değil mi? dedim.Gülümsedi yeniden…Öteden O’na seslenen irice bir adamın çağırışına mutsuzca kulak verdi,gözlerime sessiz bir bakış bıraktı,ardına döndü ve yürüdü gitti…O’na soracak çok şeyim vardı,belki de hayat hikayesini dinleyip O’nu bir ömür yosun kokulu gözleriyle hatırlayacak,içimde sıcaklığını yaşatacaktım.
Yapamadım…Dizlerimde fer yoktu ve yüreğim hala ürkek bir çocuk yüreğiyken,O’nu tutup karanlığından pembeliğime çağıramadım…Ve yağmur usul usul ıslattı bütün ürpermişliklerimizi…Uzaktan seyrettim yosun kokan gözlerini çocuğun ve kirli ellerinde üşüyen mendil paketlerini,ıslanan kirli saçlarını ve yüzündeki bedbaht ifadeyi,günlerce uykularımda ağırladım.Doya doya ağlamak için,ansızın yakama yapışan grip günlerim için yada hapşırıklarıma harcamadım üşüyen mendilleri…
Hep sakladım,bir sevgiliyle yenmiş şeker paketi,bardakta yarım kalmış,bir gidişten geriye kalmış demli çay gibi,erimiş ama anlamını yitirmediği için buzdolabından çıkarılmamış çikolatalar gibi,önemli bir günde giydiğim ve kokusunun uçmasından korktuğum için yıkamadığım ve giymekten korktuğum kıyafetlerim gibi…İz taşıyan her şey nasıl saklandıysa,iki çift yosun kokulu gözün değdiği,bir paket gariban mendil de öylece,uzun uzun ağladığım günlerden kalma nane kokulu ve hüznünden hiçbir şey kaybetmemiş özel mendillerin safına saklandılar…Söz verilmiş bir saklayışla…Ömür boyunca belki…
...R.Betül Çetin...






