hasbihal - Topal bir karınca varmış,aşkından almış gücünü, dostuna varmak için düşmüş yola... Yoldayız,varıncaya kadar... - Blogcu
  • Bağlantılarım

Ellerimizin Büyük Boşluğu...

20/4/2009 · Kategori: hasbihal




ELLERİMİZİN BÜYÜK BOŞLUĞU
Gece gece gece
Burası dünya ve biz artık çok sıkıldık.
Oyun bitti, zifiri karanlıkta belalar uçuşuyor
Dünyanın yalanları, uçakları ve bombaları arasında solup giden ömrümüzü
Kuşa çeviren yasalardan, yönetmeliklerden, nizamnamelerden sıkıldık
Telefon seslerinden, akıp giden televizyon görüntülerinden,
bilgisayar tıkırtılarından, gazete hışırtılarından
Alıp başımızı gitmek istiyoruz
Alıp başımızı sana gelmek istiyoruz
 Sana gelmek
 Sana gelmek, orada kalmak istiyoruz


Çok unuttuk hatırlamak istiyoruz
Başımızın okşanmasını, gözyaşımızın silinmesini, kolumuza girilmesini istiyoruz
Yağmurunu ve meleklerini yeniden istiyoruz
Rüzgârın sesini, ırmağın sesini,
Dağların dağ, denizlerin deniz, kadınların kadın, çocukların çocuk
Erkeklerin erkek, ekmeğin ekmek, nanenin nane olduğu bir dünyayı yeniden isterken
Seni istiyoruz aslında
Bunu söyleyemiyoruz

Her yer gece, çok gece
Ve biz meleklerini istiyoruz
Rabbim
Çok yenildik yetmez mi
Bir bankanın önünde, bir koltuğun altında, bir ziyafetin ortasında, bir günahın tenhasında
Büyütüp durduk siyahı

Kuşlar gibi bakarken
Kuşlar gibi vurulan çocuklarla
Çok yenildik yetmez mi
Bir mermiyle değişirken dünyamız
Kulağımızda uluslararası bir kınama
Büyük büyük yokluk yurdunun uğuldayan sorusuyla giriyoruz toprağa
Dünya değişti ama kapı nereye açılacak
Biteni biliyoruz şimdi ne başlayacak

Bir çocuk oyuncağını alamamış
Bir kız sevdiğini saramamış
Bir anne yıllardır kolları açık bekliyor oğlunu
Bir adam paramparça bir çift göz için
Birisi ekmek götürememiş evine
Birisi aşk
Birimiz dünyayı kurtaracak
Birimiz yarını
Birimizin aklı tutuşmuş yanıyor
Birimiz bomboş kalbine bakıp birini anıyor
Birimiz ayrılığın ilk günü gibi her akşam kanıyor
Birimiz kıyametin koptuğuna inanıyor

Geldik işte bunlar ellerimiz
Açılmış bak, bilirsin ne diye
Ki bilirsin, biz bu ellerle neler işledik
Açtık işte bunlar ellerimiz
Burası dünya
Şu biziz
Bunlar da ellerimiz
Öyle açık, öyle acemi, öyle boş
Öyle mahcup, öyle dalgın, öyle boş
Öyle boş
                
Senin değil miyiz hepimiz
Senin değil mi her şey
Alırsın kime ne verirsin kime ne
Ve bu açtığımız eller senin değil mi
Senin değil miyiz hepimiz
Rabbim
Bir yıldız bir ağaç bir buğday tanesi kadar?

Kimsesiziz kime gidelim
Yaralarımız var kime
Sıcak birşey arıyoruz kime
Merhamet istiyoruz kime
Bağışlanmak istiyoruz kime gidelim
Sorumuz ve cevabımız sen değil misin
Yorgunuz kaybetmişiz dalgınız kırgınız küsmüşüz
Bu çocuklar birer birer kaybolurken sisler içinde kime gidelim
Çok yürüdük yollar kayboldu yol olduk sana geldik
Ne getirdim deme bize senden başka neyimiz varsa o bizim yokumuzdur.
Mevlana İdris
-
tarifsiz bir günün ardından çok şey yazabilmek mümkün değil.Dünyanın öbür ucundan gelmiş, bir garip insancık o günün içine gelip düşüverdiyse hele...
Uyanamadım sanki ben.Hala sarhoşum...Avuçlarımın içinde bir kitap hala, dönenip duruyorum.ve birkaç sufiane satır düştü içimden bugün...
''ey biçare, kapı kapanmamıştı ki açılsın''(r.adeviyye hz.)
kapının kapanmadığını, geri dönüp koşma vaktinin bitmediğini  biliyordum.
Biten, azalan neydi? Sabır mı, tevekkül mü?
Sormadım.Madem ki kapı açıktı...Vakit kaybetmemeliydi.
-


Genç Werther'in Acıları - GOETHE
o kadar hızlı başladı ve bittiki kitap, insanları, daha iyi anlamam için bu kitabın kasten önüme düşürülüverdiğine inandım.son sayfa,ölümle çevrildiğinde, kitap normal bir insanın delirmesini aşamalarla romanlaştırarak anlatmayı tamamladığında evet dedim.hepimiz biraz yakınız delirmeye...
ve kitaptan;
bildiklerimi herkes bilebilir, yüreğim sadece bana aittir.(125) 
ben önden gidiyorum.beni yaratanın, seni yaratanın yanına gidiyorum.Onun huzurunda bütün bunlara içerlemek istiyorum.sen gelene kadar O beni avutacaktır, sonra da seni karşılayacağım uçarak...(191)
ah ne zaman sabah olur ki mezarda?Ne zaman uyan emri gelir?
zerreitoz


birşeyler yazdım onca gün sonra.evet. bu içimde olup bitenlere dair hayra alamet.

Ben bir şarkı,ben bir türküyüm.Ben Meryem'in yanağındaki tüyüm,
beni bir azizin nefesi uçurur, içimde Allah'ın korkusu durur...(s.karakoç)

insan için sadece uğrunda çalıştığı vardır(Kuran-ı Kerim)
-
İnsan yüreği bu, öyle üzerinde çokça konuşulmamalı.Tılsımlı bir şey şu yürek dediğimiz.cümlesiz, dua etmek tüm müslümanlar için ve şükretmek nefesler sayısınca...

Şöyle diyordu Mesnevi...
Ümitsiz olma!bütün yollar kapandı dediğinde ''Allah sana kimsenin bilmediği bir patika açar'' Gülümsedim. Ah Mevlana!Bu kadar asır öteden gelip, tebessüm ettirdin bana...
zerreitoz

http://www.dailymotion.com/user/Hafiz114/video/x27kgz_quran-shaikh-nasheed-islam_music?hmz=707265766e657874
her nerede olursanız olun, Allah sizinledir.(ayet-i celile)
Çiçek... Çocuk... Dua, düş.Bölünmüş bir parça kek...okurken ağlanılan bir kitap. Nefsin cahil davranışlarıyla mücadele.Bir sınav akşamında sükunet.Dünya nasıl bir yer Ya Rabbi? 
zerreitoz
“Önemli olan Tanrı’ya içten inanmaktır gerisi önemsizdir” diye ilave ederler. Fakat bu “gerisi”  Tanrı’ya içten inancı imkânsız hale getirirse ne olacak?Martin Lings,


bütün olanlardan sıyrılma gayesiyle kaleme sarılmıştım yine...
oysa derin bir sükutun tam ortasındaymışım yine
kitaplar,ödevler,dualar,merasimler.
oysa biraz tevekkül ve teslimiyet çözmeye yetecek yüreğimi.
bazen, efendimizin (s.a.v)ötelerden şu koşturan halimize gülümsediğini düşünmek, ve tüm müslümanlar için dua ederken aminlerimize meleklerin eşlik edişini hayal etmek, bugünlerde payıma düşen tebessümler bunlar,bugünlerde aldığım bir kaç derin nefes...
zerreitoz
-
www.darulkitap.com
güzel bir net kütüphanesi.
-
ŞANI YÜCE ALLAH, KENDİSİNDEN UTANILMAYA HERKESTEN DAHA LAYIKTIR
(Hadis-i Şerif.Muttafakun aleyh,Tirmizi,Hakim)

 

 

Bendeşudem...

14/6/2008 · Kategori: hasbihal

 Mevlana Hazretlerinin pak gönül ikliminden, gerçek aşkla;

Men bende şudem bende şudem, bende şudem

Men bende be-haclet ser-efkende şudem

Her bende şeved şâd ki âzâd şeved

Ben şâd ez-ânem ki Türa bende şudem

Ben kul oldum, kul oldum, kul...Kulluk vazifemi hakkıyla ifâ edemediğim için mahcubiyetimden başımı önüme eğdim.Bir köle âzât edilince sevinir.Ben ise sana kul oldum diye seviniyorum yâ Rabb...
-
 ''Af''nidalarım kaldı içimde, ne kötü ki yanyanalar  kocaman kalp kırıklarıyla.Geçseydi sözüm yüreğime, ah!Ömer bin Abdülaziz'in katilini bağışlayışını anlattım O'na...Rabia'tül Adeviyye'nin evine giren hırsıza dahi nasihat edip elini boş çevirmeyişini...Duymadı, dinlemedi bile!

Biliyorum...Şimdi ''beni affet'' demek, duymaktır sesini şah damarımda, ''affetki affedeyim!''deyişini duymaktır...
Merhametinden bir katre düşür gönlüme...
zerreitoz

Duyarak büyüdüğüm sevgili dua

''Sevdir bize sevdiklerini,yerdir bize yerdiklerini! Yar et bize hep, erdirdiklerini...''
-

Allahümme rahmeteke ercü(Allahım!Rahmetini ümit ediyorum)

Fela tekilni ila nefsi darfete ayn(Beni göz açıp kapatıncaya kadar nefsimle başbaşa bırakma)

ve eslih şe'ni küllehü(bütün hallerimi ıslah eyle)

La ilahe illa ente...

(Ebu Davud,edeb)

 *İbn-i  Şihap ez Zühri...(50-125)
Tabii'nin büyüklerindendir.İsnadın(sened sorma, haberi kaynağına dayandırma)kural haline gelmesini ve yaygınlaşmasını sağlamıştır. Ömer bin Abdülaziz (r.a)'ın resmi tedvinle(hadislerin toplanması-yazılı hadislerin bir araya getirilmesi)görevlendiridiği mümtaz şahsiyet.Kendisi (Allah (cc)rahmete gark eylesin)duyduğu hadisleri hemen yazabilmek maksadıyla,tavaf sırasında dahi koltuğunun altında hadis sahifelerini taşır ve duyduğu hadisleri kaydedermiş.Azmin böylesi...Cemi cümlemizin başına.
-
İsmet Özel ' den  bir cümleyle  ''Mukaddes kitabımıza ve Rasulullah'ın sünnetine sarılmış olsaydık acaba bugün Müslümanların başına bunlar gelmiş olur muydu?''   Sır burda mı ki acep?

Yeniden Müslüman Olmak...

1/5/2008 · Kategori: hasbihal

Hergün yeniden,bir daha, tekrar tekrar müslüman olmamız gerektiğini ileri sürersem, acaba hakikati ne ölçüde dile getirmiş olurum?Yaşadığımız hayat ve geçirdiğimiz günler, bana duygu ve düşüncelerimi bu istikamette teksif etmem  hususunda adeta baskı yapıyor(İsmet Özel)

HAY  ALLAH  AFFEDESİCE!

Ne hoş tecellidir ki, büyüklerimizin kızgınlıklarını ifade edişleri bile rahmet duası!

Hz.Hüseyin (r.a)abisi Hz.Hasan(r.a)'ın oluşan fitne sebebiyle hilafeti Muaviye(r.a)'a

devrettiğini öğrenince, o anki duygularını böyle dile getirmiş ''Hay Allah affedesice!''

(Kaynak:İbn'ül Esir- İslam Tarihi)

Rast geldim yare bir nahl-i revan olmuş gelir

Serde gül destinde gül ceybinde gül, damende gül...

Fasih Ahmed Dede, bu beyiti efendimiz (s.a.v)için söylemiş olmalı, çünkü ancak O'na(s.a.v)yakıştırılabilir,''gülden fidanlık''vasfı...Ya da Mushaf-ı Şerif için yazılmış olmalı.Öyle bir sevgiliki,başında gül,elinde gül,cebinde gül,eteklerinde gül...Gül'den şifa!Bir gün yüreğinde bir yer ağrıdığında koy ruhuna, ''gerçekmiş!'' diyeceksin.ve yine, yüceler yücesinin kelamını tasdik edecek ruhun''O'nda mü'minler için şifa ve rahmet vardır'' Amenna ve saddegna!

------------------------------------------------------

ruhum yürüyüp çıkmış cismimden, gökteyim, yerdeyim, bir çiçek yaprağındayım.Mekanı yok kimliğimin bu vakit.Bir garip ahval içinde, hem darda hem huzurda.Ruhum zamandan kopuk, mekandan ayrı...Gökteyim, yerdeyim, bir çiçeğin yaprağındayım.

(*)-----)hazretleri

zerreitoz

“Sana ağır gelen o bir secde var ya,

binlerce secdeden alıp kurtarır seni.”

M.İKBAL

"Allah ile söyleşmede gerçek lezzet vardır" (Zunnûn-i Mısrî)

*Yaşamak!Bir ölüye sormalıyız, ne demek? Yakarıp durduğumuz haller içinde, nefes alıp vermenin değerini, başka kim hatırlatabilir ki bize?

*Oturup ağlayarak mı dilenir af!Asla!Kocaman hedeflerimiz olmalı, belki 12 den değil de 10dan vururuz.   *Bir yerlerde birileri son nefesini veriyor,  bir çocuk açlıktan ölmek üzere şimdi!Geç olmadan ''Teşekkür'' etmeli değil mi artık?

Bir gün Allah dostlarından biri (k.s)sohbet halkasına gelir ve selam verdikten sonra, ''Bugünkü dersimiz sükut olsun'' buyurur.Bunun üzerine kırkbeş dakika kadar sükut eyledikten sonra dua ile sohbeti nihayete erdirir...Ders alabilmek... sureti yabancı kelimelere inat.  zerreitoz

.

10/9/2007 · Kategori: hasbihal

    içimden notlar...                   

 geçmişe dönüp baktığımda gördüm ki..

insan değişen birşey...

 
Allah'u Teala için önemli olmasaydık yaratılmazdık...

huzur güzel birşey,ama herkesin olunca...

Neden insanları gözümüze çarpan günahlarıyla yargılıyoruz ki!Bilmediğimiz ama onları Hak katında sevgili kılan amelleri olamaz mı!


Karınca önce sen geç..Ben seni örnek seçtim.


rahle mahzun kaldı...Bilmiyordu, bir ağlayanı vardı...

-

üzülmek yapılan hataları geri almaya kadir değil,

iyi bir şeyler yapmak sızılarımızı biraz olsun dindirir belki...

-

bazen o geçmişteki ana dönmek istiyorum,

ve söyleyebilmek, içimde kalanı...

-

nefret, bizli bir cümle değil!

Sadece kızıyorum sana bana çok benzediğin için...

r.betül çetin


 

Sure-i Taha

30/8/2007 · Kategori: hasbihal

Bir yanı demirden kor...

Bir yanı akl-ı selim...


Sure-i Taha...

Kutlu sure...

Yine tanıycaksın beni,bir kaç damladan...

Kaç yıllık tanışıklığımız seninle...

Sure-i Taha...

Tanışıklığımız hala aynı yerde, fısıldaşıyoruz seninle bir kaç damlayla beraber...

Zorluğuna gönlümüz kıldan ince...


 Seni hakkıyla taşımak,bir dağı yüklenmek gibi,

 Eziliyorum...Üzülüyorum,vazgeçemiyorum...

zerreitoz

Hasbihal

1/8/2007 · Kategori: hasbihal

Merhaba dost...

En güzel selam, üzerine ve tüm müslümanlar üzerine olsun...Rahmetle,Bereketle,Hayırla...

Burda olduğuna göre,beni özledinde geldin...Ya da benim de seni özlediğimi hissettin?

Geçen gün yazılara baktım,ve bu sayfayı neden oluşturduğumu anlamaya çalıştım,başarılıda oldum:)bu yazmak değil aslında,insanın ben yazıyorum diyebilmesi için,Üstad Necip Fazıl'ı,Mehmet Akif'i(rahmetullahi aleyh)Sezai Karakoç'u,Muhammed İkbal'i,Tolstoy'u,Dostoyevski'yi,İskender Pala'yı ve daha nice saymaktan aciz olduğum örnek şahsiyetli kalemi,okumuş olmaktan ziyade,içine çekmiş ve ruhuna sindirmiş olması gerek...

Benim kalemle derdim,içimi dökmekten ibaret bu vakit...Burdasın ve hala okuyorsuno zaman dinle,burdayım ve yazıyorum,çünkü kalbimi az biraz araladığımda mutluluk duyuyorum...

Pazar günü bir delilik yaptım,çok sevdiğim bir dostumu bütün vakit darlığı,imkansızlıklara rağmen ani bir ziyaretle sevindirdim,üç-beş dakika kadar yalnız kaldık,hasbihal eyledik,bıraksalardı,bahçelerde koşturur,elele şarkılar bile söylerdik...İçimize mutluluk doldu,rüya gibi bir yarım saat geçirdik...

Dün de bir dostumun kapısını başsağlığı için çaldım...

Dokunsam ağlıyacaktı,dokunmadım...Eydim başımı,içime çekmeye çalıştım derdini...

Üzüldüm O'nunla...Çok üzüldüm.

Ama mutluydum.Yanında olduğumu hissetmiş olabilirdi belki...

 

Ve anladım...İnsan yalnızdır nerde olsa kabulüm.

Ama insan, kalbini iyilikle doldurup,hüznü ve sevinci dost dedikleriyle paylaştıkça insanlaşıyor.

Herkesin gülümsemesini,herkesin huzurlu iki dünya yaşamasını arzuluyorum...

sadece dilemekle olur mu?Şimdilik Allah'a emanet,çalışan demir ışıldar:)

Önce çalışalımki dilemeye yüzümüz olsun


İçini dökmek lazım...

Ama herkese değil.Bir,iki,ya da üç...

 

Teşekkürler Allah'ım...Sonsuz kere... 

 

...Pişmanlık...

3/7/2007 · Kategori: hasbihal

Ve pişmanlık…Ne ölümcül duygudur bilemessin!

Ateşler söner ve küller arasında direnirsin…

Ve pişmanlık!Nasıl acıtır insanı anlayamazsın…

Açılsın istersin gök kapıları,rahmet yağdırsın…

Şehrin kalabalığında,huzuru arayan adımlar büyüttü kadın.Caddeler,sokaklar,kalabalıklar,ve dahi dünyaya ait ne varsa bu vakit kadını sıkıyordu.Binalar dile gelmiş günahlarını sayıklıyor,yollar suçlarını yüzüne vuruyor,sokaklar ‘’bir an evvel yürü git’’ diyorlardı.O günlerce adım adım dolaştığı mağazalar,ışıltılı vitrinler bile, bugün O’nu çekmiyor,her şey bir ateş içinde yanıp tutuşuyordu…

 

Düşündü kadın,kalbinde yanan yeri yokladı.Evet yanıyordu kalbinin orta yeri.Futursuzca işlediği onlarca günahın deydiği kalp,orta yerinden tutuşuyordu.Kadın kalbine dönüp’’Bu zamana kadar yaşıyorduk ne güzel,şimdi ne oldu?’’diye sitemle sordu.Belli ki günaha doymuştu kalp,yorulmuştu dünya peşine koşmaktan,bunca yıl zevkten zevke koştuysa da kadınla beraber,hiç tatmin olmamıştı.Bugüne kadar kendisine verilen hiçbir tavsiyeye kulak asmazken,yabancı bir yazarın ‘’Tanrıyla konuşun’’önerisine takılıp kalmıştı.Ne saçma şey dedi kadın, Allah’la konuşulur mu?Ama kalbi artık O’nu dinlemiyor,sürekli arıza çıkartıyordu.Denemekten bir şey çıkmaz dedi kadın ve bütün kasırgasıyla beraber,kocaman bir şehri geride bırakıp caminin geniş avlusuna yönelmeyi başardı.Buranın iklimi başkaydı sanki,burada mevsim ilkbahar…Hiç kasırga yok,gürültü yok,kavga yok.İlerledikçe iklim daha da yumuşuyor,ılık bir rüzgar esiyor,pişmanlık yansıyordu her bir adımda…

 

Ve bir adım daha attı kadın…Kalbinin puslu yollarından geçe geçe,seccadenin pak yüzüyle buluştu.Cami…Başka bir ülke…Başka bir şehir…Hayır değil…Bambaşka bir mekan burası.Alıyor,götürüyor,kase kase huzur sunuyor insanın naçar ruhuna…Ve secde!Nasıl bir şey bu?Tanımı yok…Anlatılamıyor…      

 

Ve kadın orda kalakaldı.Kalbinin durduğunu zannetti bir an.Yaşıyordu oysa,hayatında ilk defa yaşadığını hissediyordu.Zaman renk değiştirmişti.Burada mevsim ilkbahar,kesintisiz bir huzur var burada.Ama bir kadının pişmanlıktan tutuşan kalbi,sonbaharı yaşıyor…Benliğe dair ne varsa şimdi,hazan yaprakları misali,dökülüyor,ölüyor…Kadın secdede şimdi!Zaman renk değiştiriyor!Allah’la konuşuyor kadın!Gök kubbeye yükseliyor nidası,açılıyor kapılar,sonsuz damla gözyaşı,umudu kucaklıyor.Allah’la konuşuyor kadın!’’Sahibim’’diyor…’’Tek dostum,belki de dünyanın en günahkarı benim!Ama dünyadaki en pişman kul da benim…Beni duyuyorsun biliyorum.Varlığın içimi ısıtıyor,sana seslenebilmek,seninle dertleşebilmek,kanatlandırıyor ruhumu…Allah’ım sev beni!Ben dünyadaki en kötü insanım belki…Ama iyiliğe en muhtaç kulunda benim…Ben senin kapında bir arsız dilenci…Sadece merhamet dileniyorum…Sadece af…Ve sustu kadın,gözyaşları seccadeyi ıslattı,gül kokulu rüzgarlar esti durdu.Gözyaşı yağmurlarıyla söndürdü yangını...

 

Ve şimdi...

Zaman renk değiştirdi,akmıyor...

Herkes görsün bu vakit!Bir kadın ölüm giyinmiş dünya rengini,bin yerinden fütursuz hançerliyor!

 

Herkes şahit olsun ki…Bir kadın günahına ağlıyor…

Bir kadın var boşluğunda dünyanın,bir kapı halkasına can havliyle sarılmış,eşikten hiç ayrılmıyor bu vakit, af dileniyor…


Allah'ın bizi seyrettiğini unutmadıkça,günah işlememiz mümkün değil!

Ne zaman unutursak bunu,o zaman saçmalıyoruz...

Bize Dert Gerek...

12/6/2007 · Kategori: hasbihal

 

Göğün akşam rengi hüznü üzerime çökmekte!

Aklım alev alev yanmakta Ya Rab!


Aklım duman altı…Kalbimde kıyım…El yordamıyla yokluyorum kendimi,hayattayım.Nefes alıyorum hala,arada gülümsüyorum ve en derininden bir ‘’ah ‘’çekip dönüyorum düşünce dehlizime.Yorganı başıma çekiyorum,üzerime toprak serpilir gibi,bin defa bölünmüş uykucukların,kuytu sahralarına gömülüyorum…

Dost…Üzülme aklımın gelir-gider haline!Biz yolcuyuz şu dünyada,bak gelip geçiyoruz.Vaktimiz kısa,tepemizde yakıcı güneş ve dört yanımız ateş...Alev alıyor dünya bucak bucak,artık her şehir yarınlara korkuyla uyanıyor.Yıkılan,yakılan,unutulan şehirler,ölü insanlara ev şimdi...Ve dünya dönüyor,kan kokusuna karışan ağıtlarla...Peşi sıra çıldıran yüreğimiz,koşuyor, yoruluyor,büyüyor…Bu vakit haklıyız ağlaşmakta!Bu vakit bir damla gözyaşına sığmıyor karanlık,yerden kesiliyor ayaklarımız,ufkundayız acıklı rüyaların,her gece...

 

Yıkılıyor şehirlerin dar sokaklarına sığışan hayaller!Uçurtmalar füzelere takılıyor illaki!Ve her şen şarkı acıklı bir ağıt artık dilimiz de.Ninniler,annesiz çocukları,uyutmaya yetmiyor...

Yavaş yavaş anlıyoruz şimdi biz,kalbim ve benceğiz…Bize dert gerek yaren…Yoksa hesap günü gelip çatınca,ne deriz kanlı yüzüne çocuğun?Hangi bahane siler gözyaşını?Hangi bahane,O'nu sadece seyretmekle yetinen hodbin hakimiyyetimizi haklı kılar?Yoksa nasıl yetişiriz peygamber kafilesine…Kabir dar mesken,sırat kıldan ince…Vakit az,yol uzun ve güneş tepemizde,koşmalıyız,Hz.Ali’nin(r.a)peygamberimize hicretteki koşuşuyla,ve yara bere içinde de olsa ‘’geldim’’diyebilmeliyiz!Doğmayan sabahı,sapan taşını bir de kanlı yüzünü çocuğun,götürmeliyiz...

 

Çocuk savaşıyor...Tek başına...Kocaman bir dünyayla!

AH BEN KOCAMAN BEN!

BİR AHMAK NEFSİMLE SAVAŞAMIYORUM!

 

Defteri açıyoruz,eksiler artıları götürdü götürecek,günahlar sevapları yağmalamakta!Bir savaştır başlıyor son vaktinde gecenin.İrkiliyoruz ve anlıyoruz,cennet rahat yataklarda,tatlı uykularda kazanılmıyor…Bize dert gerek…

 

Ve sabır...

Gönlün ayazına,aklın feryadına,

Çağ yangınına...

Kanlı yüzden dökülen gözyaşına

Silaha karşı sapan taşına!

Sabır...Sabır...

 

R.Betül Çetin


Oku şayed sana bir hisli yürek lazımsa

Oku zira onu yazdım iki söz yazdımsa..

                                                   M.Akif 

......................Şairin Giden Şarkısı............

4/6/2007 · Kategori: hasbihal

Kalbin anahtarını bulmak...

Zordur arama diyar diyar boşuna

  Eşiğindedir anahtar ızdırap kapısının

       Rabbe uzanınca nefesin,kırılır paslı kilit..

              

 

Pencere ayaz soludu uykuma…Işıkları söndürdüm diye içimde,gece çöktü pembe şehirlerime…Ve şiir…Ortasından yırtılmış bir defterin ortasında,yarım ve yırtık kaldı.Söylenmeliydi çığlık çığlığa belki,belki de çığlık çığlığa susmalıydı.Kararsızdı şiir,gitmekle kalmak arasında yazılıyordu, gül resimli pembe deftere…Şimdi suskundu defterde...Şair valizine gül renkli kalpler yükledi.Ve uzak bir beldeye doğru sürükledi yitik kalbini.Yalnız kalmak istiyordu,içine dönmek,kalem olmadan yazmayı öğrenmek istiyordu,konuşmadan anlaşılabilmeyi…

 

Gitti şair gölgesinin peşinden…Sürüklendiği bütün şehirlerde yeni şiirler buldu.Sahipleri ölmüş,hikayeleri yitirilmiş…Ağlamamayı öğrendi şair,annesiz kaldığında,sırtından vurulduğunda,hep kaybeden olduğunda, …Ağlayamamayı öğrendi…Hıçkırıklarının boğazında düğümlenişi,her şiirden daha acıklı,başka,bambaşka bir şiir yazdırıyordu kalbin kalemine… Yalnız kaldı şair,yüz binlerce insanın arasında,o gencecik,narin kalbinin ışıltısıyla baş başa kaldı…Ve şair o günlerde ömrü boyunca aradığını buldu.İçinin sesindeki şarkıyı dinledi…Kalbinin yitik hikayesi anlam kazandı.Şair, bir gece karanlığında,içinde bütün sevdiklerini yaşatan şehri terk edip giderken ve masalı bütün pembeliğiyle yarım kalırken,bir şeyi öğrendi…Duayı…O gece elinde valiz ve on binlerce çaresiz hikaye kaleminde,kalbi kırıntılardan ibaretken,yaratıcıya seslendi yürekten kopan bir feryatla…’’Beni senden başka kimse duyamaz…Bir duyan olsa imdadıma gelemez…Gelse elimden tutup yolum döndüremez…’’

 

Ve şairin duasıyla bölündü gece…Orta yerinden yırtılmış gül kokulu bir defterde,bir hikaye,bir şiir gibi…Her şey o şehirde kaldı,şairin bir an olsun ayrılmaya kıyamadığı hüzüncükleri bile. Huzurluydu şair ,barıştı geceyle.Şimdi dilindeki hoş seda, çok az kimsenin bildiği bir şarkıdan ibaretti.Şair yüz binlerce insanın arasında,dev gibi büyüyen bir yalnızlığın çığ noktasında,dua etmeyi öğrendi…Bir şiiri yeniden yazar gibi…Işığı keşfeder,çölde su sesi duyar,yağmurda doya doya ıslanır gibi.Islandı şair,O’nu dinleyen birinin varlığını hissettikçe,sırılsıklam cümleler arasında,ömründe ilk defa,içini döktü doyasıya…O bahar hiç yağmur yağmadı,ama şairin kalbi hep ıslaktı…  Islandı şair,bir şiirin tam orta yerinde,giderken yalın ayak tek yürek,sırılsıklamdı…

 

R.Betül Çetin

En Nihayet...

2/6/2007 · Kategori: hasbihal

 

Elini tutasım vardı dost...Bunca çığlık arasında seni çekip kendinden,pespembe bir dünyaya sokmak isterdim...Gitmiştin...Vurulmuştun...Dönemezdin....Çaresizliğimi anladım gözyaşlarında,dilimde bir duayla seni kanayan bir kalple başbaşa bırakırken...Son bir cümlem vardı sana... Unutma herşey kötü gidiyor olsa bile, BÜTÜN İPLER EN GÜZEL RABBİN ELİNDE...BUGÜNÜN,YARININ VE DAHA DA ÖTESİNİN...




Ağla!

Kim duyacak sesini…

Son yağmurda sevgiliye karışıp gitti…

 

Boşluk…

Dolsa da gözyaşınla

Zaman,kalbi ezip geçti…

 

Sussan…

Konuşur mu gölgen?

Dokundum ruhuna,tükenmişti…

 

Şimdi…

Yaşlandı gözlerin

Yansada için,masalın bitti…

 

En nihayet,

Pembeler siyah bugün

Sözler silindi...

 

Geldim…

Ağlayan rengine

Bağrımda tuttuğum kadın,bitmişti…

 

R.Betül Çetin

 

KAYNAK ADRES GÖSTERMEDEN ALINTI YAPMAK, YASAK VE TEHLİKELİDİR:) Designed by In Obscuro
radyo dinle
HEPİMİZ ÖLÜMÜN NİŞANLISIYIZ... C.Şahabeddin