içimden sesler - Blogcu


Hay Allah affedesice!

1/5/2008 -Kategori: hasbihal

Ne hoş tecellidir ki, büyüklerimizin kızgınlıklarını ifade edişleri bile rahmet duası!

Hz.Hüseyin (r.a)abisi Hz.Hasan(r.a)'ın oluşan fitne sebebiyle hilafeti Muaviye(r.a)'a

devrettiğini öğrenince, o anki duygularını böyle dile getirmiş ''Hay Allah affedesice!''

(Kaynak:İbn'ül Esir- İslam Tarihi)

Rast geldim yare bir nahl-i revan olmuş gelir

Serde gül destinde gül ceybinde gül, damende gül...

Fasih Ahmed Dede, bu beyiti efendimiz (s.a.v)için söylemiş olmalı, çünkü ancak O'na(s.a.v)yakıştırılabilir,''gülden fidanlık''vasfı...Ya da Mushaf-ı Şerif için yazılmış olmalı.Öyle bir sevgiliki,başında gül,elinde gül,cebinde gül,eteklerinde gül...Gül'den şifa!Bir gün yüreğinde bir yer ağrıdığında koy ruhuna, ''gerçekmiş!'' diyeceksin.ve yine, yüceler yücesinin kelamını tasdik edecek ruhun''O'nda mü'minler için şifa ve rahmet vardır'' Amenna ve saddegna!

------------------------------------------------------

resimdeki çocuk,bugünlerdeki halimin aynası, aynısı belki...

*Bugün önemli bir gündü.Gülümsüyorum uzun zaman sonra,hemde sahiden:)Çok sevdiğim bir ablam hafız olmaya karar verdi,kendisi 1.5yıllık evli.İlk ezberleyeceği sayfayı benim hafızlık mushafımdan beraber çalıştık, içim kıpır kıpır hala..Ezbere dinleyeceğim ilk sayfayı aşkla bekliyorum.O'nu dinlerken içimdeki sızının hafiflediğini hissettim.O okumayı tamamladığında yüreğim kaldığı yerden sızlanmaya devam etti.Sızıntılar...şimdiye mahsus değil,ezelden hüzünle yoğrulmuş hamurdanız.sadece dozajı arttı biraz...Hayrolsun diyorum,gülüp geçmeye çalışıyorum

-

ve Yunus Emre Hazretlerinin diliyle ''ölelim ölmeden önce yine ölmemek için''

Mükemmelle nitelenemeyecek bir beyit!Ama yine O buraya gelmiş söylemiş olsun, çünkü O söyleyebilir ancak...Ya da öyle bir yürek ister bu sözü söylemek, amel etmeyi de katarsak içine...Ah Yunus Emre...(*)Nerelerdesin acep?

-

ruhum yürüyüp çıkmış cismimden, gökteyim, yerdeyim, bir çiçek yaprağındayım.Mekanı yok kimliğimin bu vakit.Bir garip ahval içinde, hem darda hem huzurda.Ruhum zamandan kopuk, mekandan ayrı...Gökteyim, yerdeyim, bir çiçeğin yaprağındayım.

(*)-----)hazretleri

zerreitoz

“Sana ağır gelen o bir secde var ya,

binlerce secdeden alıp kurtarır seni.”

M.İKBAL

"Allah ile söyleşmede gerçek lezzet vardır" (Zunnûn-i Mısrî)

*Yaşamak!Bir ölüye sormalıyız, ne demek? Yakarıp durduğumuz haller içinde, nefes alıp vermenin değerini, başka kim hatırlatabilir ki bize?

-Neyi taşıdığımı yeniden farkettim ve nasıl taşımam gerektiğini idrak ettim yeniden.Oturup ağlayarak mı dilenir af!Asla!Kocaman hedeflerimiz olmalı, belki 12 den değil de 10dan vururuz.

Bir yerlerde birileri son nefesini veriyor, bir çocuk açlıktan ölmek üzere şimdi!

Geç olmadan ''Teşekkür'' etmeli değil mi artık?

*aynı cümlelerin içinde geçiyoruz.Ama ağladıklarımız bambaşka...

zerreitoz

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Gül Çağına Davet var...

15/4/2008 -Kategori: bir_damla_su

Geçti lale mevsimi, el-an  güldeyiz.

Yanan gönülde, lal olan dildeyiz...(alıntı r.b.ç)  :)

http://www.youtube.com/watch?v=b09FVhO7Iu4

Derdin gönlünü aştığında...Bağrında bir yerler tutuştuğunda,

Ruhun seni terkedip kaçtığında,Aklın sorup dururken uçtuğunda...

YÜZÜNÜ RABBE ÇEVİR!IŞIKTA KARANLIĞIN İÇİNDEN GELİR!

yürek: aciz.        akıl, dar.

dua : güç       sabır: ışık umudu

-içsel söyleşiler, kendimden kendime-

dönüp hikayeme yeniden baktım ve yeniden aklımın tıkandığını anladım.

 duaki; kayıp kimliğim!

-

Kullara söyletip derdimi dilimi boyama figana...

Yakıpta gövdemi düşürme ukbada ehli nara.

zerreitoz

gulkokusuicinde01519602

SİZİ KARANLIKLARDAN AYDINLIĞA ÇIKARMAK İÇİN KULUNA APAÇIK AYETLER İNDİREN O'DUR.
ŞÜPHESİZ ALLAH SİZE KARŞI ÇOK ŞEFKATLİ, ÇOK MERHAMETLİDİR.(el-Hadid 9. sayfa 537)
 
KİMDE BENİ ANMAKTAN YÜZ ÇEVİRİRSE,ŞÜPHESİZ ONUN SIKINTILI BİR HAYATI OLACAK VE BİZ ONU KIYAMET GÜNÜ KÖR OLARAK HAŞREDECEĞİZ.(Taha suresi 124
O, RABBİM BENİ NİÇİN KÖR OLARAK HAŞRETTİN?OYSA BEN HAKİKATEN GÖRÜR İDİM!,der.(Taha Suresi 125)
(ALLAH)BUYURUR Kİ,İŞTE BÖYLE.SANA AYETLERİMİZ GELDİ, AMA SEN ONLARI UNUTTUN. BUGÜN DE AYNI ŞEKİLDE SEN UNUTULUYORSUN(319.sayfanın sonu ve 320.sayfanın başı.).(Taha Suresi 126)
 
ELBETTE ONLARIN HEPSİ KIYAMET GÜNÜ KARŞIMIZDA HAZIR BULUNACAKLAR.
(BU HUSUSTA)ÖLÜ TOPRAK ONLAR İÇİN MMÜHİM BİR DELİLDİR.BİZ ONA YAĞMURLA HAYAT VERDİK VE ONDAN DANE ÇIKARDIK.İŞTE ONLAR BUNDAN YERLER.
(Yasin Suresi 32-33. Ayet-i Kerimeler. 441. sayfa)
Ey Rabbim!Güçsüzlüğümü, çaresizliğimi insanlar karşısındaki acizliğimi ancak sana şikayet ediyorum.(Hz.Muhammed s.a.v)
af!!!
bulsakda sarılsak O'na!
 "Kim Allâh'tan korkarsa, Allâh ona bir çıkış yolu ihsân eder ve ona beklemediği yerden rızık verir. Kim Allâh'a güvenirse O, ona yeter. Şüphesiz Allâh emrini yerine getirendir. Allâh her şey için ölçü koymuştur." (Talak, 2-3)
Kitabına eğilmiş çocuk, aşını pişiren kadın, tarlasını süren çiftçi, tezgâhtaki sanatkâr, fenalık düşünmeye vakit bulamaz. (Ahmed Yesevî Hazretleri)
para yığmakla yükseleceğini sanma.Duran su fena kokar.Bağışlamaya çalışAkan suya gök yardım eder...(Şeyh Sadi)
Ey oğul!Seni Hak sübhanehüden uzaklaştıran ve O'na(cc) ulaşmanı engelleyen herşey dünyadır.
(İmam-ı Rabbani Hazretleri.)
açıklaması olmadığını ve olamayacağınıda biliyorum üstazem..
bağrında durmak istiyorum sadece, rengini ve masumiyetini yitirmemiş beyaz bir gül gibi hala...
dualarını duymak ve tülbentine sermek yüreğimi...asude kalan titrek serzenişlerimle ''hu'' deyişine kulak vermek...elini uzat ve yeniden  dokun ruhuma, böyle bırakma, bırakma beni!
-
Allah'ım!Sapmaktan ve saptırılmaktan, kaymaktan ve kaydırılmaktan(kaydırmaktan), zulmetmekten ve zulme maruz kalmaktan,cahilce davranmaktan ve bana cahilce davranılmasından sana sığınırım.(Hadis-i Şerif)
(Ebu Davud, edeb 103. Tirmizi Daavat 34,İbni Mace,Dua 18)
iskender Pala'nın bir kitabını okurken şu beyit ve cümleye takılı kaldım;
kapına secde ederek anarın cenneti ben!
unutulmuşları zira,getirir kalbe namaz...
Nesimi
şöyle cenneti sağımıza cehennemi solumuza alıpta,sırat üzerindeymişiz gibi kılabildiğimiz kaç namazımız var acaba?(İskender Pala)
ve çok sevdiğim bir ilahi, çok güzel bir yorumla...
ve Üstaz Necip Fazıl'ın diliyle...''ağlayalım su yükselsin belki kurtulur gemi...''
-
Sessizce bir köşede ağlarsın,  yanaklarından süzülen dualarınca,
kanadıkça akar yüreğin, ve renkler kan kırmızı güllerdir...
-
Rabbin seni sen yokkende bilendi...
Sen varkende seninle... 
-
iyi ve kötü birbirine karıştı.Neden ve nasıl işlediğimi tam kestiremediğim bir suçun kıskacındayım.
zerreitoz

Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

............

1/4/2008

Parmağını ateşe hiç sokmadın!

Yanmayı nerden bilebilirsin?

Öylece bir köşeden yangınları kınadın!

Gel seyredelim küllükte kulluğu bilir misin?(r.b.ç)

Gün, gazabınadan affına koştuğum gündür...

Sınırların benim ilacım imiş, cahilim bilemedim...

Senin için yüreğimin çarpışı benim kurtuluşum...

Elimi tutmana muhtacım, ateşle yürek arası!Yol ortası...

zerreitoz

Birazdan telefonu kapattı ve hıçkırmaya başladı...Neden ağladığını da biliyordum üstelik.

Hiçbirşey sormadan ve anlatıp sırrını ifşa etmenin sızısını yüklemeden O'na,bildiğimi de susuyordum.Hızlıca kalktım ve iki sıcak çikolata söyledim.Belki işe yarar deyip gülümsedim...İlerki saatlerde telefonun her titreyişi yüreğinde sızıydı, titremese bambaşka bir acı...Hırpaladığım kalbime döndüm.Demekki sınırlar her yaşta alim,zahid dediğimiz insanlar için de çiğnenen çizgiler...Haydi toparlanalım ve direnelim kalbim.Ümit ve korku arası dualar dillendirelim...

-

ve laleler kaldırımlarda!Güllerle beraber ağlıyorlar...Hıçkırıklarını duyuyorum ve eşlik ediyorum bazen onlara, bazende usulca yanlarına sokulup halimi fısıldıyorum.Her sabah daha da büyüyor laleler, laleler büyüdükçe kirpiklerim daha çok ıslanıyor, kirpiklerim ıslandıkça büyüyor susmalarım ve sustukça dönüşü olmayan yolum uzuyor...Allah'ım! laleler büyüdükçe, büyüsün dualarım!Sustukça, konuşmayı öğreneyim seninle...

2

Biliyoruz ki şehitleri unutmamak, onlar için birşeyler yapmak ve emanetlerini korumakladır...

ŞEHİTLERİMİZİ GERÇEK MANADA YAŞATMAK DUASIYLA!

http://zerreitoz.blogcu.com/2301350/

18 Mart 2008

Ya Hayy!Bir kuş gibi titriyor yüreğim.Kalbime elini koy!Korkuyorum...

*

söz vermiştim, yıktığım duvarı gözyaşıyla dahi olsa örecektim yeniden.

ellerimde kırık dökük tulalar, can havliyle gece gündüz uğraştım.

ellerim yara bere içinde,can parçalarıyla ördüğüm duvarım ne hoş!

şimdi ardındayım yine müptelası olduğum, taş duvarın...şükür diliyle yaşarıyor gözlerim.

teşekkür ederim Allah'ım, sınırların gerisindeyim, yanındayım... -21Mart-

-

Bir kurşun, bir gece vakti yardı bağrımı.İçimde kaldı....

Hiç kimseye hiçbir şey söyleyemedim.Nasıl derdim içimin bana yalan söylediğini!

Meryem'in(*) adadığı suskunluk orucu...

dudaklarımda son kalan!Meryem(*) de değilim oysa!

Allah'ım yüzümde sabır, bak kuluna hiç ağlıyor muyum?

Alışıyorum, ellerimi tutuyorsunya, işte ondan ağlamıyorum...

.............................(*)---(a.s)

bir garip hikayenin içinden geçiyorum, yüzüm, ellerim, ruhum ıslak...

-

niçin ölelim hemen!yaşamalı ve anlatmalıyız insanlara, Onları duyan ve herşeye kadir olan birinin(azze ve celle) varlığını!huzura çıkacak yüz giyinmeden, nereye?

-

kurşuni sorular, hergün bir yenisi ekleniyor ve büyüyor hediyem...

Anlıyorum artık, anlamak zorunda olduğum en büyük gerçeği...azar azar.

akılla bir yere kadar!

eslemtü!Aklımı yakıyorum!Ya Rab!cismimi yakma,

ruhum çok acıyor, perdeyi arala, arala biraz...

-

zırlayarak karşıladığım tüm hediyelerim için özürdilerim Allah'ım...

gülümsemek istiyorum, ucu yanık aklıma inat!

.zerreitoz.

Şüphesiz Rabbin çokça bilen ve işitendir...

.

Yorum (2) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Lale Senfonisi...

24/3/2008

Sabah olmuş, kirpiklerim birbirine deymeden...Giyindim çıktım.Laleli yolda yürüdüm.Çiçekçi çocuklar laleleri koparıyorlardı.Uzaktan görevlilerin bağrışmasıyla kaçıp gittiler.Çocuklardan biri elinde kopardığı lalelerle koşarken lalelerden birini düşürdü farketmeden.Basıp geçeceğim yoldaydı şimdi, bir beyaz lale...Yürüdüm.Yanına vardım.Parmaklarımın ucundaydı...İlerleyip gitmek,görmezden gelmek istedim.İçimde merhametle karışık bir şey, bağladı yollarımı, kalakaldım...Eğildim yanına, usulca kaldırdım incitmeden, konuştum onunla kalp lisanıyla.

2

şimdi hiç duymayacağın, duysanda dindirip saramayacağın bir hıçkırıkta yüreğim....

umrumda değil sızıntılarım!çöktüm bir kaldırım taşına, hala ve hala, aynı duayı fısıldıyorum...

--------------------------------------------------------------------------

Yıktığı duvarları yeniden örmeye çalışırken, her defa can havliyle,yeniden dönüp yok sayışı yok mu sınırları mı!Eksiliyorum değerlerimden cümle cümle...Bu asra ait olmayan, zamansız bir sızıyla bölünüyorum günbegün...Bıraksın kıskacında yorduğu vicdanımı, kan içinde kalan yaralı yüreğimi masum çocuklar ülkesine yeniden götürsün!

-Allah'ım döndüm.Savaştım bazen, bazen dalaştım kendimle.Döndüm, çok yaram var, kaldır yüreğimi affınla dirilt yeniden!Yarım bir savaştı bu, çok yoruldum.Derman ki dua, güç ki varlığın...

-gözlemler-

bazen savaşırsın, bazen yara alır meydanda kalakalırsın..., Kaçsanda, dursanda kurşunlar yakalar seni!

Şimdi susuyorum, boyumu aşan kusurlarım üzerinden geçip giderken, sen söyle Rahman sıfatını, yeniden hatırlayayım yaratılış gayemi!Sen söyle merhametini ben susayım...

İnni küntü minezzalimin!   Ente Rauf-ur Rahim...

 http://www.youtube.com/watch?v=58UceSQJCqE

zerreitoz

Yorum (2) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Bir Zafer / Bir Yenilgi

2/3/2008

BİR ZAFER

Ellerin soğuk, ellerimiz kirli...

http://www.youtube.com/watch?v=-nGUI6TkC60

Sen cennete uç!Ben can kafesinde darlanmadayım.

BİR YENİLGİ

son kaybettiğim savaşı yazamam, son yenilgimi anlatamam kimseye.Kendime bu iyiliği yapamam.İçimde kalmalı ve yanmalı ruhum, sızlanmalarını duymamalıyım.O,parmağını ateş etrafında gezdirirken beni hiç dinlemedi...Verdiği sözü tutamadı.Eskiden böyle değildi!Bir derdi vardı, içinde tüm dünyayı taşımaya niyetli...İyi bir kul olacaktı.Nisyana düştü.Yansın canı!Büyür belki...

2

o kadar, o kadar çok yürümüştüm ki, bir kaldırım başında oturup kaldıktan bir müddet sonra,  güçlü olmam ve yeniden yola koyulup evime dönmem gerektiğini anladım.Ve buna benzettim hatalardan geriye dönmeyi...Sınırlarımdan çok uzaklaşmıştım,içimde affedemediğim bir ben vardı,hiç bitmiycekmişcesine sürüyordu kendimle kavgam...Ama çöküp kaldığım yerde duraklamam hiç bir şeyi değiştirmezdi.Yeniden gücümü toplamalıydım ve kötüden iyiye doğru yola çıkmaya niyetlenmeli,herşeyi gören ve işiten sahibimden yardım istemeliydim.Kendimi, Allah'ın bana lutfettiği hayat tablosunu bozan cas renk gibi görmek yerine, bir adım attım,yeniden başladım...

3

an geliyor, asla yapmayacağımızı sandığımız şeyleri yapıyoruz,

ve sonraki bütün anlar,üzülmekle af dilemek arası gidip geliyor.

şükür ki, kırmızı ışıkları var vicdanlarımızın...

-

af dilemek, yalnız sözle değilmiş!ağlayan bir çocuğu çantandaki çikolatayla güldürmek, akşam eve giderken seyyar çiçekçiden çiçek almak, yeni bir yemek tarifi öğrenip anneni mutlu etmeye çalışmak, yıktığın duvarı tamir etmek, dünyadaki diğer insanların halini düşünmek,  iyi bir şeyler yapmaya çalışmak...Bunlarda af çeşitlerindenmiş, öyle diyor, düşün-ürler.

İçimde siyah ve beyaz.İki çiçek.Biri karanlık...Biri buram buram bahar kokuyor.Yapacak çok işimiz var diyor.Gülümsüyorum, siyah ve beyaz; umut ve korku.Çiçeklerimi seviyorum...

-

O sabah,ertesi günün ders sunum listesinde adımı gördüm...Allah'ım şaka olsun bu dedim, ama şaka değildi, ertesi sabah ellerimde kağıtlar,kirpiklerimde donan ıslaklık, yüreğimde inceden titreyen bir hisle,ders salonundaydım.Salon doluydu,Geri çıktım dersin başlamasına birkaç dakika vardı sorgumun bitmesine belki bir ömür...Merdivene çökmüşüm aklım gelip gitmekte.ruhum sızlamakta...Hz Musa'nın duasıyla ayaklandım,''rabbişrahli sadri!(Rabbim sadrımı genişlet)ve yessirli emri!(işimi kolaylaştır)vahlul ugdeten min lisani!(dilimdeki düğümü çöz...)Yürüdüm sınıfın kapısını açtım, arkamdan doçent girdi ve gülümseyerek başlayabilirsin dedi...İçimdeki son sesti...''Bağışlanmamı dilerim''ve Bismillah!Ruhumun kirli renklerine rastlayan ömrümün ilk dersine...Anlatılan Rasulullah'ın sözüydü!(s.a.v),mükemmelce anlatımalıydı..Gülümsüyordum, tahtaya güller çizip, susasım geliyordu..

-bazen kalbimle-vicdanımla mı, yoksa nefsimle mi yürüyorum anlayamıyorum.hayra erdir Allah'ım..

Tabir-i caiz değildi, anlatamazdım derdimi...

zerreitoz

Yorum (5) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Tek Yürek Türkiye...

22/2/2008

Tv'yle çok aram var desem yalan, nitelikli program ve belgesellere rastlamadıkça haber harici tv'ye gereksinim duymam.Hiç dizi takip etmişliğim de yok.nadir film seyrederim.Geçen hafta  seyretmiş olmasaydım 8 aydır film seyretmemiş olacaktım.Hasıl-ı kelam bu dizi stv'de yayınlanıyor.PKK üzerine çekilmiş.Çok başarılı bir kadrosu var.Belki de şu PKK olayı son zamanlarda daha çok damarımıza bastığı için izleme gereği duydum.Tümüyle izlemesemde bazen dörtte birini, bazen yarısına yakınını izliyorum.10-15 er dakikalık birkaç çay tenefüsünde zaten ne olup bittiği anlaşılıyor:)Burda konu mükemmelce işlenmiş, eğer ulaşılamayan köylerin halini merak edenler varsa geç kalmadınız, tv için kimseyi teşvik etmem ama pkk ya dair bildiğimizinde ötesinde farklı boyutlarla gerçekleri ortaya koyuyor bu dizi.Ben izlediğimde  senaryodan çok kampların,olayların, işleyiş tarzı, dağa yakın köylerin hallerine odaklanıyorum,insanların çaresizliklerine....

Bu dizide mücadele var, en önemlisi ahlaki değerler yok sayılmıyor!Arada bir göz atmakta fayda var diyorum.

selametle...                    ne feryad edersin divane bülbül?

http://www.youtube.com/watch?v=z8PrGnE2DWQ&feature=related

2-*Allah dostlarından birine takvayı sual etmişler, şöyle cevap buyurmuş;

kişinin dikenli bir yolda yürürken dikkatle yürümesi,elbisesini dikenlerden korumak için eteklerini sıvamasıdır...

-Dizlerim kanıyor! etek uçları yırtıldı söz verdiğim dik duruşun...

-Tasalanamam, herşeyi gördüğünü ve bildiğini bilirken, tasalanamam...

günah mı mübah mı?hangisiydi bu yaptığım...?gerçekten iyi bir ''kötü''olamamışım!insan hiç kırmak istediğine nezaket gösterir mi!Çocuğum ben, aklı eksik çocuk...

-O sabah evden çıkarken ''savaştan çıkmış gibi bir halin var'' dedi ... Savaşamadım diye fısıldadım durdum günboyu.Ve şimdi yorgun,yenilmiş kendine, herkesten kaçan çocuk oldum. 

*Sahi olmasa tövbe taşır mıydı yer bizi?Gök üzerimize yıkılmaz mıydı?

*yumdum gözlerimi, ah huzur!Hoşgeldin yeniden...

zerreitoz

Yorum (2) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Güvercin Hikayeleri

20/2/2008

Ve güvercinlerden biri uçup gitti...

Kendini, başlarına gelen herşeyin birer tesadüf olduğuna inandırmaya çalıştı.

Oysa bir yaprak bile yaradandan izinsiz düşemezken, nasıl ''tesadüf'' diye birşey olabilirdi. Güvercin kanıyordu, incinmişti kanadı, gözden kayboluncaya kadar can havliyle uçtu,uçtu.

Sonra bir ağaç altına yığılıp kalıverdi.Öldüğünü sandı, ölmemişti.Hala duayla çarpan bir kalbi vardı.Yeniden kanatlanıp, ötelere çok ötelere varmak istedi, gücü yoktu.

Gece oldu sonra, kalakaldı güvercin, kocaman bir şehirde tek başına.

''Allah yarattığına kafidir'' dedi.Kalakaldığı yerde bir dua mırıldandı.

 Sonra''Birgün göreceksiniz'' dedi,dağlar taşlar,insanlar...Kanatlarımın beni götürdüğü yeri.

Birgün bütün dualarımın sahibi konuşacak sizinle...Göreceksiniz!

-

Yüreğini ellerine koy şimdi.Ne zor sorular soruyormuşuz kendimize!Oysa  yarın var mı ki?

zerreitoz

Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

HOŞ RAYİHALI GÜNLER…

14/2/2008

Kısa bir aradan sonra evimdeyim hamdolsun.Burnumda hala deniz kokusu, dalga sesi ruhumda.Hoşça,sakince,içten içe geçip gitti günler.Durup düşünmeyi ne denli özlediğimi anladım.Hoşça hatıralar dinledim, kitap sayfalarından geçtim, notlar düştüm.Bu aralar ilklere şahit ömrüm,geçtiğimiz aylarda ilk yurtdışı yabancı dilde telefon görüşmemi yaptım, orta derecede genellikle dinlemek ve anlamaya çalışmak arasında geçen bir görüşmeydiJGeçtiğimiz iki günüde Üsküdar da çok hoş bir GENÇ toplaşmasında geçirdim ki, gerçekten çok hoş insanlarla maddetende görüşmüş kaynaşmış, yastık,yorgan,eldiven, fikir, vb paylaşımlarda bulunmuş oldukJ Neyzenden grafikere, matematikçiden ilahiyatçıya, gerisini sen düşünJikinci bir ilk, ilk defa yalnız vapura bindimJ zaruret haliJ Üsküdar- Eminönü,bütün şehir bardaktan boşanırcasına yıkanıyordu, başımı rüzgara doğru uzatıp denizi seyrederken, pardüsömün eteklerinden damlayan damlalarla meşakkatli bir yolculuğu otobüs ilavesiyle de tamamlamış oldum.Hayli zevkliydi.Martılar,şehir, yağmur ve sükut…şimdi önümde dönem ödevleri, yeniden bismillah derken, sıcacık odada kahve kokusu, evsiz insanlar deydi yüreğime,sevinçler gitti…

 Mevlana Hazretlerinin Eserlerinden Notlar;

Ey kefensiz adamcıklar,ey yıkanmamış ölüler!Lut peygamberin şehri nasıl yere battı, ne hale geldi?Bakın da görün!- Hamd ve cömertlik dünyaya uzanmış cennet dallarındandır.

-Aşk davaya benzer, cefada şahide.Şahidin yoksa davayı kazanamazsın.

-Ey temiz ve saf kişi!Neden bir kerpice gönül veriyorsun?Ebedi olan bir aslı iste.

*Dert Allah’ı gizlice çağırmana vesile olduğundan, bütün dünya malından yeğdir!

“Allah hükmedicidir, dilediğini yapar.Derdin ta kendisinden deva yaratır.”

 İbn Hazm,“iyilikleri,güzellikleri sana vermeye devam etmesi ve dostluğumuzda seni değerli bir yol azığı gibi koruması için Allah’a yalvarıyorum’’

 

Ehl-i dildir diyemem sinesi saf olmayana, Ehl-i dil birbirini bilmemek insaf değil.(şair Nef’i)

 (Bağrında saf düşünceler bulunmayana gönül ehlidir diyemem.Çünkü gönül ehli olanların birbirini bilmemesi insaf değildir.)

 

Efendi, sen hiç aşık oldun mu?Bilir misin ne hastalık ve ne şifadır o!Bir delilikti ki onunkisi çağlar boyu tüm akıllılar bu çılgınlığı kıskandı.(İskender Pala)

--geçti sanmıştım, susunca bitti sızı, yeniden göründü derdin yüzü, ne demeli dedim içimden, ne eylemeli?Yumdum gözlerimi, yarının sahibi Allah...azze ve celle, yegane söz sahibi.Söndü lambalar, yalnız dua var.İşte karanlıkta gülümseyen küçük kız...Ne demiş hz.Ali (r.a) ''perde kaldırılsaydı yakinim artmazdı.'

zerreitoz

Yorum (4) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

.

1/2/2008

Ve gözlerinden fersiz yıldızlar düşer...

Bir garip serkeşlik halidir, geçer...

İnsanı insan kılan ne?

yaratılış gayesi?Kulluk ne demek?

neden var dua?

bir daha,bin daha düşünmeliyiz!Dalgayı denizi ve kusursuz yaratılışı...

düşündükçe içimize umut salan sonsuz kudreti...

-

bir dua vardı,

şöyleydi; korktuğum ve korkmayı akıl edemediğim şeylerin şerrinden sana sığınır,

umduğum ve ummayı akıl edemediğim hayırları senden dilerim...

-

Aziz Mahmud Hüdayi Hz.lerinin bestelenmiş bir şiiri,

Padişahların arkasında yürüdüğü Hüdayi...

O geçerken dalgaların sustuğu,fırtınaların dindiği mübarek...

Ne güzelde dillerdirmiş derdini...

http://www.youtube.com/watch?v=GmZk7UU0CJU&feature=related

beşerdim şaştım, haddimi aştım...

kaçtım masiyet yurdundan,pak dergahına koştum...

-

dinlenmiş olarak uyandığım gün, okumaya başladığım o garip kitap, o garip dünyaya geri döndürdü beni...Rastgele seçmiştim onu,okumayı ertelediğim kitaplardan biriydi, avuçlarımda gidip geliyordu şimdi sayfalar, pek çok defa ismini duyduğum kitap, pek çok defa canımı acıtıyordu...Acı çeken insanların acıları, kitaptan çıkıp odaya doluyordu, ve ben yavaş yavaş üzülüyordum.Çöle düşmüş bendim sanki!Kendime bu kaçıncı kızışım ve küsüşüm, saymıyordum.Oysa hikayeydi bütün bunlar...Ama biliyordum ki, her hikaye gerçekti biraz...Ve hepimizden bir şeyler taşıyan hikayeye ''hayat'' diyorduk.

-

tüm vakitlerde duyduğum en anlamlı cümlelerden biriydi; ''ne kadar şükretsek az..''

Afrikalı çocuğun ekrandaki zayıf yüzü, cümleyi doğrular gibi bize döndü ve boğazıma bir şeylerin takıldığını hissettim.Ama yarım saat sonra herşey eskiye döndü.Ve biz  o gece ''ne kadar az şükrettiğimiz''den hiç bahsetmedik ki malumdu.Ah ne kadar az şükrediyoruz sızlanması, yapmacıklık taşırdı belki.Bizim konuştuğumuz, şükrün nasıllığı ve nasıl çoğaltılabilirliğiydi, meçhuldü.Akıl ki; dipsiz kuyu.Şimdi perçinlerinde sorgularımın, sabrın kardeşi; şükür.

mesela sen seccadene serersin onu, öbürü aç bir kediyi doyurduğunda bulur,hisseder.Biz, o öğrendiğimiz bir kelimeyi başka birine öğrettiğimizde ve o kelimeyle yaşayabilmeyi dilediğimizde şükretmiş oluruz belki...

-

Ve belki, belkilerle dolu bir yürektir bu, dilini hiç anlamadığın bir diyardan gelmedir.

-

dün gece bir şehirden giderken ve bir şehre girerken yeniden, yeniden umut etmeyi öğrendim.

suya yazılı zaman, akar gönülden içeri...

-

bir çocuk uykusundan sıçrayarak uyanır, şehirde yağmurlu bir sabah vakti,

ıslak yollar, hüzünbaz insancıklarla dolar...

-

yara ve tuz, tuz ve yara!

derler ki, hem öldürür, hem iyi edermiş dert adamı!

zerreitoz.

 

Yorum (2) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Sev de Gel...

19/1/2008 -Kategori: bir_damla_su

Bir gün bir genç, bir mürşid-i kamilin kapısına gelip ''beni müridliğe kabul buyurun efendim'' diyerek niyazda bulunur...Mürşid gence bakar ve ''hiç aşık oldunuz mu evladım?'' diye sual eyler.

Genç şaşkın bir halde ne diyeceğini bilemez mürşid, müridliğe kabul edilmesi için önce bir kulu sevmiş olması gerektiği söyler ve genci geri gönderir.Genç ne yapacağını bilemez bir hal içinde ertesi gün tekrar tekkenin kapısını çalar ve isteğini yineler, mürşid sualinde ısrarlıdır ve genci tekrar geri gönderir.Üçüncü gün genç dayanamaz ve mürşide bu isteğinin hikmetini sorar.

Mürşid mütebessim bir çehreyle müride döner ve ''bir kulu dahi sevmekten aciz olan, nasıl yüceler yücesi Allah'a aşık olmaya yol bulur?Bir kulun ateşine yanmamış gönül, yüceler yücesinin aşkını nasıl bilsin de yansın?''Evladım, sev de gel...'' 

-

TRT1'in Ramazan programlarından birinden aklıma not düştüğüm çok hoş bir meselcik...Fotoğrafıda ben çektim, şehir güzel, manzara manzara,amatör fotoğrafçıları bile kaldırıyor:)

-

bugünlerden birinde doğmuşum ben...Hayrolsun...

yaşamımız ,ölümümüz, dirilişimiz, huzura çağırılışımız...

zerreitoz

Halid bin Velid (r.a) dan düşman saflarına sarfedilmiş,beni çok etkileyen  bir cümle;

''sizin hayatı ve şarabı sevdiğiniz kadar ölümü seven bir toplulukla üzerinize geliyorum!

ve yine müslüman komutanlardan fetih gayesinin beyanı''Buraya yaratılmışları yaratılana değil yaratana ibadete davete geldik...''

.

Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
« Önceki - Sonraki »

içimden sesler

engin izlerin ardından,düşe kalka yürümeye çalışan toz zerreleri vardır ya hani...

Son Yazılarım

Arkadaşlarım

Kategorilerim

Esma-ul Husna
sitene ekle

Veda Hutbesi
Veda Hutbesi
Bismillahirrahmanirrahim

EY İNSANLAR!

Sözümü iyi dinleyiniz.Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedi olarak bir daha birleşemeyeceğiz.
İNSANLAR!

Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmuştur.


ASHABIM!

Yarın Rabbinize kavuşacaksınız ve bugünkü her hal ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız. Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız! Bu vasiyyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsin! Olabilir ki bildiren kimse, burada bulunup da işitenden daha iyi anlıyarak muhafaza etmiş olur.


ASHABIM!

Kimin yanında bir emanet varsa onu sahibine versin. Faizin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Lâkin borcunuzun aslını vermek gerektir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız. Allah'ın emriyle faizcilik artık yasaktır. Cahilliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır. İlk kaldırdığım fâiz deAbdulmuttalib'in oğlu (amcam) Abbas'ın faizidir.

ASHABIM!

Cahilliyet devrinde güdülen kan dâvâları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib'in torunu (amcazadem) Rebia'nın kan davasıdır.


İNSANLAR!

Bugün şeytan sizin şu topraklarınızda yeniden tesir ve hakimiyet kurmak gücünü ebedi suretle kaybetmiştir. Fakat siz; bu kaldırdığım şeyler dışında, küçük gördüğünüz işlerde ona uyarsanız bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız!

İNSANLAR!


Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah emaneti olarak aldınız; onların namuslarını ve iffetlerini Allah adına söz vererek helal edindiniz. Sizin kadınlar üzeridne hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin kadınlar üzerindeki
hakkınız, onların, aile yuvasını, hoşlanmadığınız hiçbir kimseye çiğnetmemeleridir. Eğer razı olmadığınız herhangi bir kimseyi aile yuvanıza alırlarsa, onları hafifçe döğüp sakındırabilirsiniz. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, memleket göreneğine göre, her türlü yiyim ve giyimlerini temin etmenizdir.


MÜ'MİNLER!


Size bir emanet bırakıyorum ki ona sıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanet Allah Kitabı Kur'andır.
MÜ'MİNLER!
Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman müslümanın kardeşidir, böylece bütün müslümanlar kardeştir. Din kardeşinize ait olan herhangi bir hakka tecavüz başkasına helal değildir. Meğer ki gönül hoşluğu ile kendisine vermiş olsun...


ASHABIM!

Nefsinize zulmetmeyiniz. Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır.

İNSANLAR!

Allah Teala her hak sahibine hakkını (Kur'an'da) vermiştir. Varise vasiyet etmeğe lüzum yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa ona aittir. Zina eden için mahrumiyet vardır. Babasından başka bir soy iddia eden soysuz, yahut efendisinden başkasına intisaba kalkan nankör, Allah'ın gazabına, meleklerin lanetine ve bütün müslümanların ilencine uğrasın! Cenab-ı Hak, bu gibi insanların ne tevbelerini, ne de adalet ve şahadetlerini kabul eder.

İNSANLAR!

Rabbiniz birdir. Babanız da birdir; hepiniz Âdem'in çocuklarısınız, Âdem ise topraktandır. Allah yanında en kıymetli olanınız, O'na en çok saygı göstereninizdir. Arabın Arap olmayana -Allah saygısı ölçüsünden başka- bir üstünlüğü yoktur.
İNSANLAR!
Yarın beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz?

"-Allah'ın elçiliğini ifa ettin, vazifeni yerine getirdin, bize vasiyet ve öğütte bulundun diye şahadet ederiz." (Bunun üzerine Resûl-i Ekrem mübarek şahadet parmağını göğe doğru kaldırarak sonra da cemaat üzerine çevirip indirerek şöyle buyurdu.)

Şahid ol yâ Rab!
Şahid ol yâ Rab!
Şahid ol yâ Rab!

Bağlantılarım

Designed by In Obscuro
Creative Commons Licence