Bilirsin, öyle çokça dokunmam kaleme,yahut, çokça yazıp silişlerim vardır kalbe dairliklerimi.Ama şimdi,içimde bir yerlere deydi bu satılar, herkes okusun istedim...
Bu,hepberaber okumamız gereken bir mektuptu.gönülden tebessümle size:)
*Benim Kur’ân’a olan ihtiyacım, yaptığı her şeyde hocasına başvurma ihtiyacı hisseden küçük bir öğrencinin örneği gibidir. Benim hocam ve başvuru merciim Kur’ân oldu. Hayatımın bütün detaylarında ona başvurdum. Hüzün üzerime geldiğinde ona yöneldim. Bir şeye sevindiğim zaman sevincimi onunla paylaştım. Yorulduğum zaman onunla dinlendim. Kur’ân sadece okunmak için değil bilakis üzerinde derin derin düşünmek için vardır. Yenilgi ve zaferin kanunları ondan öğrenilsin diye vardır. Kısacası Kur’ân, bir hayat nizamıdır.
*İşin gerçeği ben, birçok merhalelerden geçtim. Öyle zannediyorum ki bütün bu merhalelerde en önemli nokta insana bahşedilmiş veya bahşedilmemiş olan fırsatlardır. Bütün bu merhaleler için söylenecek en öncelikli söz ise “her hal u kârda Allah’a hamdolsun” olmalıdır.
İcazet almak istemesinin nedeni;
''Zira bir keresinde âlimlerden birinin huzurunda idik ve bizlere muttasıl sened ile bir hadis okudu. Düşünün bir kere bu senedin bir ucunda o âlimin dedesi duruyor, oradan önceki âlimlere ve sonra da Hz. Peygamber (s.a.v)’e kadar ulaşıyor.
Bu hadisi dinleyince sanki o âlimin bizim önümüzde bir ucu Hz. Peygamber (s.a.v)’e kadar ulaşan bir tünel açtığını hissettim. Bu ruhanî sılayı birebir yaşadım ve bedenimi bir titreme aldı. Bu duyguyu tasavvur edebiliyor musunuz? Bir düşünsenize içinde bulunduğunuz zaman diliminden bir anda kanatlanıp muttasıl/kesintisiz bir sened ile Hz. Peygamber aleyhi’s-salât u ve’s-selama kadar ulaşıyorsunuz. Bunda çok büyük bir bereket gördüm ve bu noktadan hareketle o berekete nail olmak için o senede ulaşmaya çalıştım. Bunun da bir yolu vardı ve o da beni bu yola ulaştıracak olan o değerli kıraat âlimlerinin sahip olduğu sened silsilesine sahip olmak ve böylece Hz. Peygamber (s.a.v)’e kadar ulaşan o bereket halkasına bir şekilde dahil olmak idi.''
Halid Miş’al/Rıhle Dergisi/sayı 4/Mülakat
harika bir dergi.acizane ilme dair içimde birşeyler var diyen herkes okumalı diyorum.
yine tarihin içinden geçtik bugün,sevgili şehirdeki kiliseden çevrilmiş camilerden birinde namaza dururken, çok uzak çağlardan sesler duyar gibiydik.Biz üç kişiydik,şehrin dar sokaklarında,şehre aşık ve duacı...Defterimizin ön yüzünde hadisi şerifler,arasında alalacele yazılmış yemek tarifleri,yüzümüzde tebessüm.Yürüyorduk sanki,başka çağlara doğru...
göğe doğru seferlerdeyiz yine ya, Allah sonumuzu hayretsin:)
işte bunlarda güzel şehirden güzel fotoğraflar,:)
çekenlerden Allah razı olsun
-
-
İkinci AbdülHamid Han'ın yaptırmış olduğu Hicaz demiryolunda, Medine'ye ulaşan hattın son 30 km'lik kısmına bizzat padişahın emriyle keçe döşenir. Lokomotif şehre yaklaştığında hızını keser, yavaşça perona yanaşır. Yolcular parmak uçlarında inerler trenden, edeple, hürmetle... Keçe döşenen raylar, o kutlu beldeye duyulan hürmetten günün belli saatlerinde gülsuyuyla yıkanır...(sızıntı der.)
Yeryüzünde seni bir görmüş de ben olsaydım! çok sevdiğim bir ilahi.. http://www.dunyabizim.com/video.php?id=24 KABAĞIN SAHİBİ... DERVİŞİN BİRİ SELAM VEREREK BERBERE GİRER VE VUR BERBER EFENDİ USTURAYI DER. OTURUR BERBER KOLTUĞUNA, BERBER DAHA SAÇININ YARISINI USTURAYA VURMUŞKEN DIŞARDAN BİR DELİKANLI İÇERİ GİRER VE BİZİM DERVİŞİN BAŞINA VURARAK ŞAPLATIR.VE " NABER KABAK" DER. DERVİŞ SESİNİ HİÇ ÇIKARMAZ. DELİKANLI OTURDUĞU YERDEN DERVİŞ TIRAŞ OLANA KADAR KABAK AŞAĞI KABAK YUKARI SÖYLENİP DURUR. DERVİŞ TAM TRAŞ OLMADAN YERİNİ DELİKANLIYA VERİR. DELİKANLI TIRAŞ OLUR AMMA ÇENESİ DURMAZ. KABAK AŞAĞI KABAK YUKARI DİYE SÖYLENMEYE DEVAM EDER. DELİKANLI TAM BERBER DÜKKANINDAN ÇIKAR ÇIKMAZ . FRENİ PATLAYAN BİR ARABA GENCİ ALTINA ALIR VE GENÇ ORADA CAN VERİR. BERBER EFENDİ BİR DELİKANLIYA BAKAR. BİRDE DERVİŞE VE DERVİŞE DÖNEREK DERKİ " AĞIR OLMADIMI BU DERVİŞ EFENDİ DİYE SORAR" DERVİŞ İSE. " YO HAYIR BEN ONA HİÇ ALINMADIM. HATTA HAKKIMI BİLE HELAL ETTİM. RAHATSIZ BİLE OLMADIM. AMMA DEMEKKİ KABAĞIN SAHİBİ RAHATSIZ OLMUŞ DER!...(Alıntı)
http://www.facebook.com/video/video.php?v=1122644678231 halimizi gayet iyi anlatan bir şiir... - Savaştan çıkan insanları gördünmü hiç?Ben gördüm...Suyun bardağa doluşunu neşeyle seyrediyorlardı.Onca yokluğundan sonra varlığı suyun, mutluluktu.Peki ya ekmek? Çorba ve süt?Artık hepsi vardı.Ve onlar için bu, inanılmazdı.Nasılda sevinçle şükrediyorlardı Rablerine. Bizse bakakalıştaydık... R.Betül Çetin
Herkes bir gün camiye gelecek. Ölenler nasıl geldiyse, Doğan'lar da öyle namaza gelecek. "Er kişi niyetine" karşılanmak üzere Paşa Paşa gelecek... Er ya da geç mutlaka gelecek. Hüzünle Uğur'lanacak tabut taşıyan araba... (senai demirci) susuşta yüzlerce dil, yüzlerce anlatış vardır(Hz.Mevlana) dinlerken işte bu dediğimiz şiirlerden... http://www.facebook.com/video/video.php?v=53560694443&oid=31259024475 kaldırımlarımda ateşler yükselirken, geldin, öptün beni alnımdan serinleyip yeniden sarıldım taşlara... - her düşmem, gül ayaklarına kapanmamdır. her şarkımı sana söylerim... (alıntı)
''Ab-ı hayat suyunun kenarında kimse ölmez'' der Mevlana Hazretleri... İslamı bir ab-ı hayata, canlılık veren hayat suyuna benzetir... http://video.eksenim.mynet.com/cevher571/Ey-Muhammed-ti-bixer-hat/308256/ http://srebrenitsa.ihh.org.tr/tanik/index.html - Dünyanın hergün biraz daha kararan yüzüne inat, beyaz,bembeyaz kalabilmek, zor bir dua mı? http://www.vidivodo.com/75470/ruhu-camide-teslim Gençlik ve güzellik gitti, mal fena buldu, hayır tükendi, övünen kimse nerede?(Arap Dili Ed.dersinden) Toprağın üstündeki herşey, topraktır.(Belağat Dersi kitabından) Toprağın üstündeki herşey, evvelinde ve ahirinde topraktır... - kalemin bütün kırılmışlığıyla, sildiğin oldu mu bütün yazdıklarını? içini sarıp saklamak, saklamak istediğin, üzerine cümle kurulamamış bir düş gibi, yorumlanamamış ve mutlu... yürümek istediğin oldu mu, bütün sessiz harfleri giyinerek? r.betül.ç
- Osmanlı'dan Zerafet Tabloları... *Bir evde hasta varsa, o evin penceresinin önüne kırmızı bir çiçek konur, satıcılar ve oyun oynayan çocuklar, oradan geçerken hastaya rahatsızlık verecek davranışlardan kaçınırlardı. *Akıl hastalarını incitecek ifadelerden sakınılır, onlar hakkında konuşulurken ''muhterem acizler'' denilirdi. *Ramazan ayında zenginler bakkallara gider, veresiye listesinden rastgele bir isim seçer ve borcunu kapatırdı. *Valide Sultan, hizmetçilerin kırdıkları eşyalardan ötürü azarlanmamaları için eşyaların zararını ödeyen bir vakıf kurmuştu... 2 GAZZE NE DURUMDA? Gazze açlığın pençesinde... Ekonomik sıkıntı had safhada.Gelen giden herkesin vresiye istemesinden tükenme derecesine gelmiş esnaflar camlarına ''lütfen veresiye istemeyin,özellikle dost ve akrabalar'' yazısını asacak hale gelmiş... kaynak;GENÇ Dergi.(Bu da okunması gereken yazılardan) DOĞU TÜRKİSTAN'A DAİR... http://www.gencdergisi.com/index.php?option=com_content&view=article&id=273&Itemid=&ed=39 anladım... sebepde sonuçta senden ve senin. şu kucağımda ağlayan çocuk, aynada gördüğüm durgun yüz, bulduğum ve yitirdiğim, hepsi, senin... zerreitoz
sünen-i ebu davud/ Bab'ul edeb... Ne kadar da çok seviyorum seni sevgili kitap.herşey güzel gidip dururken, seni okumaya başlayalı bazen yerinden çıkacak gibi oluyor kalbim tebessümle, bazense, yere düşüyor yüzüm... Aklıma bir sürü şey geliyor. Peygamberimizin müthiş ahlakı...Sahabeler, sahabeler...(rahimehumullah)kabeye doğru yürünen geniş yolda, mescidin kapısını görünce, hep aklıma ilk kırk müslümanın birbirine kenetlenip taş yağmuru altında efendimizi (s.a.v)i korumaya çalışarak Kabeye yürümeleri gelirdi ve ruhumda bir şeyler olurdu.Ebu Davud'un süneni, çok daha fazla kalbii titreşim gücüne sahip. öyle demiyor mu şair, ''hadis ehli, Rasulullah ve ashabını görmemiş olsada kelimeleri kelimelerine, soludukları hava birbirine karışmıştır(aynıdır.)''
dünyada verilen tüm nimetlerin yanısıra hadis-i şeriflerle ve mushafı şerifle hemhal olmaktan gayrı daha büyük bir güzellik ne olaki?
-
bana neden o konuda daha fazla bilgim olduğu halde sustuğumu sordu,
bilgi bir yere kadar Allah için oluyor, sonra tartışmada ileri gidip farketmeden de olsa nefsini yüceltmek için kullanırsan nefsii tatmin aracına dönüşüyor.Bu da güzel olanı çirkinleştirir, ihtimal ki Allahın gazabını celbedebilir.
Birde, uygulamadığın ilim hakkında atıp tutman, başkasının elbisesiyle hava atmak gibi birşey.
-
bol koşturmacalı günlerdeyiz yine:)
-
güzel bir rüyaya yürür gibi...
-
Allah, senin iyiliğini senden iyi bilir.(İmam Gazali)
“…O'nun bildirdiklerinin dışında insanlar O'nun ilminden hiçbir şeyi tam olarak ihâta edemezler…” (el-Bakara, 255)
Nihâyet nefsi onu (Kâbil'i), kardeşini öldürmeye itti ve onu öldürdü; bu yüzden de kaybedenlerden oldu. Derken Allâh, kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini ona göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. (Kâtil kardeş) : «Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini gömmekten âciz mi kaldım!» dedi ve pişmanlık duyanlardan oldu.” (el-Mâide, 27-31) İnsan Rabbine isyan ederek öldürdüğü kardeşinin cesedini dahi saklamaktan acizdi... - “Bir Hak kelamı yazılmış kağıdı yere düşürdüğün vakit, hemen uzanıp alıyor ve özür dilercesine öpüp başına koyuyorsun.Peki, ya kendin, ya sen? Sen ki insansın. Yaradan’ın isimlerine tecellî mahallisin. Şu halde, ruhunun da, vücudunun da dünya pislikleri ve pespayelikleri içine düşüp sürünmesine nasıl göz yumuyor, onu neden elinden tutup kaldırmıyorsun?” Kenan Rıfaî
Tomurcuk derdinde olmayan ağaç, odundur n.f.k
- ''göklerin ve yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbi,'' yani bildiklerimizin ve bilmediklerimizin,herşeyin yegane maliki!Bunu düşünürken, bir ırmak çağlamaya başlıyor içimde.Üzülen yerlerinde kalbimin...Akıyor,akıyor. - serebrenica... Belgesel bitti.Hilal Tv başarılı bir çalışma yapmış.Dünyadaki bütün insanlar izlemeliydi bunu.Zira vahşetin, hiçbir ifsde şekliyle ifade edilemeyeceği ancak böyle anlaşılabilir! - Düşünüyorum bugünlerde hep.Derin, derin...İnsanları ve imtahanlarını, milletleri ve imtahanlarını.Dünyayı ve ukbayı. Haklıymış Şems-i Tibrizi Hz, her insan okunması gerekilen bir kitaptır derken... insanlar, hikayeler, hüzünler. bir nokta düşüyorum kenarları işlemeli kağıda, gerisi gelmiyor, ve anlıyorum, kelimemden çok sükutum olduğunu... zerreitoz - ''Bizi yediren bizi içiren bizi müslümanlardan kılan Allah'a hamdolsun'' Hadis-i Şerif
''ümidini kaybetme, bütün yollar kapandığında Allah sana kimsenin bilmediği bir patika açar...'' Hz.Mevlana insan kaybetmiş birini gördüğünde anlıyor,bir akşam yemeğine,bir ele,bir akrabaya,bir eve,bir bardak suya ve bir parça ekmeğe sahip olmanın,hür olmanın, aklı başında olmanın,ne kadar büyük lütuflar olduğunu. şimdi biz ''Yollar bitti Yol olduk sana geldik'' deyişiyiz şairin . sevgiyle zerreitoz 03 Ağustos 2009 Bir teheccüt vakti uyandım hiç saatsiz. Burası orası değil. içimden, artık çocuk olmadığımı, ağlayıp duramayacağımı telkin edip durdum.dolaba uzanıp mushaf-ı aldım, donmuş bir çocuk gibi tuttum ellerimde. ''Bilinizki peygamber içinizdedir(aranızdadır)''ayetine deydi gözlerim.Yani Mekke de, Medine'de, Şamda, Kudüs'de değil.Adını andığımız heryerde duacı bize...İçimde bir ırmağın çağlayışı.Irmağın başında, bizi bekleyen peygamber... ağustos 2009 mübarek olsun:) - Ölülerimiz bile bize ölümü hatırlat(a)mıyor. Kulaklarımız 'öteler'in sesini duymaya ayarlı değil. f.k.barbarosoğlu - Frenk gecesiyle geceleyen,Müslüman sabahıyla sabahlayamaz...(Y.Kemal)
- Çok insan ölüyor bugünlerde yine... Biz hazır mıyız? Cenaze taşıyan çocuk, nebe suresinin mealini okurken fenalaşıyor.Herşey ne değişik değil mi? Durduk yerde titreyip düşen kadına ne sara nöbeti diyebiliyor doktor, ne deli.Meczup diyor... Bir garip hal yani.Kimi muhabbet, kimi delilik der.İkisinin ortası mı acaba?Ya da başka bir tanımı yok mu?Yolun kenarından geçip giderken, açılan örtüsünü düzeltiyoruz elimizle ve yürüyoruz. Düşünüyorum ve kalakalıyorum.Dünya burası.Çok karışık.Kalabalık,acıklı...
ELLERİMİZİN BÜYÜK BOŞLUĞU Gece gece gece Burası dünya ve biz artık çok sıkıldık. Oyun bitti, zifiri karanlıkta belalar uçuşuyor Dünyanın yalanları, uçakları ve bombaları arasında solup giden ömrümüzü Kuşa çeviren yasalardan, yönetmeliklerden, nizamnamelerden sıkıldık Telefon seslerinden, akıp giden televizyon görüntülerinden, bilgisayar tıkırtılarından, gazete hışırtılarından Alıp başımızı gitmek istiyoruz Alıp başımızı sana gelmek istiyoruz Sana gelmek Sana gelmek, orada kalmak istiyoruz
Çok unuttuk hatırlamak istiyoruz Başımızın okşanmasını, gözyaşımızın silinmesini, kolumuza girilmesini istiyoruz Yağmurunu ve meleklerini yeniden istiyoruz Rüzgârın sesini, ırmağın sesini, Dağların dağ, denizlerin deniz, kadınların kadın, çocukların çocuk Erkeklerin erkek, ekmeğin ekmek, nanenin nane olduğu bir dünyayı yeniden isterken Seni istiyoruz aslında Bunu söyleyemiyoruz
Her yer gece, çok gece Ve biz meleklerini istiyoruz Rabbim Çok yenildik yetmez mi Bir bankanın önünde, bir koltuğun altında, bir ziyafetin ortasında, bir günahın tenhasında Büyütüp durduk siyahı
Kuşlar gibi bakarken Kuşlar gibi vurulan çocuklarla Çok yenildik yetmez mi Bir mermiyle değişirken dünyamız Kulağımızda uluslararası bir kınama Büyük büyük yokluk yurdunun uğuldayan sorusuyla giriyoruz toprağa Dünya değişti ama kapı nereye açılacak Biteni biliyoruz şimdi ne başlayacak
Bir çocuk oyuncağını alamamış Bir kız sevdiğini saramamış Bir anne yıllardır kolları açık bekliyor oğlunu Bir adam paramparça bir çift göz için Birisi ekmek götürememiş evine Birisi aşk Birimiz dünyayı kurtaracak Birimiz yarını Birimizin aklı tutuşmuş yanıyor Birimiz bomboş kalbine bakıp birini anıyor Birimiz ayrılığın ilk günü gibi her akşam kanıyor Birimiz kıyametin koptuğuna inanıyor Geldik işte bunlar ellerimiz Açılmış bak, bilirsin ne diye Ki bilirsin, biz bu ellerle neler işledik Açtık işte bunlar ellerimiz Burası dünya Şu biziz Bunlar da ellerimiz Öyle açık, öyle acemi, öyle boş Öyle mahcup, öyle dalgın, öyle boş Öyle boş
Senin değil miyiz hepimiz Senin değil mi her şey Alırsın kime ne verirsin kime ne Ve bu açtığımız eller senin değil mi Senin değil miyiz hepimiz Rabbim Bir yıldız bir ağaç bir buğday tanesi kadar?
Kimsesiziz kime gidelim Yaralarımız var kime Sıcak birşey arıyoruz kime Merhamet istiyoruz kime Bağışlanmak istiyoruz kime gidelim Sorumuz ve cevabımız sen değil misin Yorgunuz kaybetmişiz dalgınız kırgınız küsmüşüz Bu çocuklar birer birer kaybolurken sisler içinde kime gidelim Çok yürüdük yollar kayboldu yol olduk sana geldik Ne getirdim deme bize senden başka neyimiz varsa o bizim yokumuzdur. Mevlana İdris - tarifsiz bir günün ardından çok şey yazabilmek mümkün değil.Dünyanın öbür ucundan gelmiş, bir garip insancık o günün içine gelip düşüverdiyse hele... Uyanamadım sanki ben.Hala sarhoşum...Avuçlarımın içinde bir kitap hala, dönenip duruyorum.ve birkaç sufiane satır düştü içimden bugün... ''ey biçare, kapı kapanmamıştı ki açılsın''(r.adeviyye hz.) kapının kapanmadığını, geri dönüp koşma vaktinin bitmediğini biliyordum. Biten, azalan neydi? Sabır mı, tevekkül mü? Sormadım.Madem ki kapı açıktı...Vakit kaybetmemeliydi. -
Genç Werther'in Acıları - GOETHE o kadar hızlı başladı ve bittiki kitap, insanları, daha iyi anlamam için bu kitabın kasten önüme düşürülüverdiğine inandım.son sayfa,ölümle çevrildiğinde, kitap normal bir insanın delirmesini aşamalarla romanlaştırarak anlatmayı tamamladığında evet dedim.hepimiz biraz yakınız delirmeye... ve kitaptan; bildiklerimi herkes bilebilir, yüreğim sadece bana aittir.(125) ben önden gidiyorum.beni yaratanın, seni yaratanın yanına gidiyorum.Onun huzurunda bütün bunlara içerlemek istiyorum.sen gelene kadar O beni avutacaktır, sonra da seni karşılayacağım uçarak...(191) ah ne zaman sabah olur ki mezarda?Ne zaman uyan emri gelir? zerreitoz
birşeyler yazdım onca gün sonra.evet. bu içimde olup bitenlere dair hayra alamet. Ben bir şarkı,ben bir türküyüm.Ben Meryem'in yanağındaki tüyüm, beni bir azizin nefesi uçurur, içimde Allah'ın korkusu durur...(s.karakoç)
insan için sadece uğrunda çalıştığı vardır(Kuran-ı Kerim) - İnsan yüreği bu, öyle üzerinde çokça konuşulmamalı.Tılsımlı bir şey şu yürek dediğimiz.cümlesiz, dua etmek tüm müslümanlar için ve şükretmek nefesler sayısınca...
Şöyle diyordu Mesnevi... Ümitsiz olma!bütün yollar kapandı dediğinde ''Allah sana kimsenin bilmediği bir patika açar'' Gülümsedim. Ah Mevlana!Bu kadar asır öteden gelip, tebessüm ettirdin bana... zerreitoz http://www.dailymotion.com/user/Hafiz114/video/x27kgz_quran-shaikh-nasheed-islam_music?hmz=707265766e657874 her nerede olursanız olun, Allah sizinledir.(ayet-i celile) Çiçek... Çocuk... Dua, düş.Bölünmüş bir parça kek...okurken ağlanılan bir kitap. Nefsin cahil davranışlarıyla mücadele.Bir sınav akşamında sükunet.Dünya nasıl bir yer Ya Rabbi? zerreitoz “Önemli olan Tanrı’ya içten inanmaktır gerisi önemsizdir” diye ilave ederler. Fakat bu “gerisi”Tanrı’ya içten inancı imkânsız hale getirirse ne olacak?Martin Lings, bütün olanlardan sıyrılma gayesiyle kaleme sarılmıştım yine... oysa derin bir sükutun tam ortasındaymışım yine kitaplar,ödevler,dualar,merasimler. oysa biraz tevekkül ve teslimiyet çözmeye yetecek yüreğimi. bazen, efendimizin (s.a.v)ötelerden şu koşturan halimize gülümsediğini düşünmek, ve tüm müslümanlar için dua ederken aminlerimize meleklerin eşlik edişini hayal etmek, bugünlerde payıma düşen tebessümler bunlar,bugünlerde aldığım bir kaç derin nefes... zerreitoz - www.darulkitap.com güzel bir net kütüphanesi. - ŞANI YÜCE ALLAH, KENDİSİNDEN UTANILMAYA HERKESTEN DAHA LAYIKTIR (Hadis-i Şerif.Muttafakun aleyh,Tirmizi,Hakim)
''Allah cc benden ne ister? Rasulullah beni nasıl görmek ister?'' sorularına cevap arayarak yaşanan bir müslümanlık....
Kızıp bağıracağı bir insana, ''bugün onun son günü olabilir, ya da bugün benim son günüm olabilir'' düşüncesiyle selam deyip geçebilen, gülümseyen bir müslümanlık...
Günaha düştüğünde kalbi alev alan, koşarak sahibine dönen, ömrünün her anında,her haliyle af dileyen bir müslümanlık...
Hani iki halde yaşarya insan, günah işler, kaçar Rabbinden, ya da binbir güzel işle Rabbine koşar... Hep O'na (cc) koşan, O'nun kelamının diliyle ''hayırlara koşan'' bir müslümanlık!
Arıyoruz aynalarımızda... Bulacağız bir gün, inşAllah. - dua, dua, eller karıncalanmış yıldızlar avuçta gök parçalanmış gözyaşı bir tarla hep goncalamış... nfk ŞEFKATLİ BİR MÜREBBİ... Fahreddin Razi'nin Mefatih'ül Gayb adlı tefsiri bir şaheser... şimdi elimdeki arapça metini çevirmeye çalışarak bilgisayardaki tercümeyle kıyaslayıp sınava hazırlanıyor olmama rağmen bu müthiş bakış açısını nakletmeden geçemeyeceğim:) onun(Kuran-ı Kerim'in) "kayyim-en" oluşu, insanların hidayetine sebep olması ve adetâ çocukların işlerini üzerine alan bir kayyim olmasıdır. Binâenaleyh beşerî ruhlar tıpkı bir çocuk gibi; Kur'ân da o çocuğun işlerini yerine getiren,(onu doğruya yönlendiren) hizmetini gören, şefkatli, onun üzerine titreyen bir mürebbî (terbiye edici-gözetici)gibidir. not:kayyimen kelimesinin dosdoğru manasının yanısıra -kayyim- gözetleyici,idare edici manalarıda vardır. Allah bize bu eserleri ulaştıranlardan binlerce kez razı olsun...
İşte Yazıcıoğlu'nun 7.5 yıl kaldığı Mamak Cezaevi'ndeyken yazdığı ve okuduğu 'Üşüyorum' şiiri
Bir coşku var içimde bugün kıpır kıpır Uzak çok uzak bir yerleri özlüyorum Gözlerim parke parke taş duvarlarda Açılıyor hayal pencerelerim Hafif bir rüzgar gibi, süzülüyorum Kekik kokulu koyaklardan aşarak Güvercinler ülkesinde dolaşıyor Bir çeşme başı arıyorum Yarpuzlar arasında kendimi bırakıp Mis gibi nane kokuları arasında Ruhumu dinlemek istiyorum Zikre dalmış her şey Güne gülümserken papatyalar Dualar gibi yükselir ümitlerim Güneşle kol kola kırlarda koşarak Siz peygamber çiçekleri toplarken Ben çeşme başında uzanmak istiyorum Huzur dolu içimde Ben sonsuzluğu düşünüyorum Ey sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum Durun kapanmayın pencerelerim Güneşimi kapatmayın Beton çok soğuk, üşüyorum..
Kervandan bir kaç atlı daha eksildi bugün... Bugün, dünyanın dört bir yanında, yine kan kokusu vardı... Kıyametin ayak sesleri bunlar, biliyoruz. Kervanlar halinde yurt değiştiriyor insanlık. Ve her gün biraz daha artıyor, dağbaşında kalakalmışlığımız... zerreitoz
ve son kelam,yine dua yine dua... mekanları cennet olsun... fatihasız geçip gitmeyelim bu satırlardan dostlar...
ben,sen,biz,siz onlar...bütün dünyadakiler için, kar üstüne kan damlıyor,damlıyor işte.yüreğimdeki herşey için,herşeyin üzerine.Bugünler, bir garip hal içinde içimde...
Güneş tersinden doğup batmaya başlamadan, Denizler köpürüp taşmadan, Dağlar yürüyüp yol almadan, Yer yarılıp haberlerini anlatmadan, Kapılar kapanmadan gel! Bu dem ki duaya icabete var hep ihtimal! Yevm-ü mahşer sabahına uyanmadan gel!
kaynak:Kuran-ı Kerim *Bizden önce sayısını yalnız Allah cc'ün bildiği milyonlarca varlık/insan gelip geçti. *Biz bu trene asırlar sonra binmiş olabiliriz,Tren binlerce senedir yol alıyor; son istasyonuna yaklaşmaktadır.*Ömrü bitmek üzere olan bir dünyaya ebedi kalacakmış gibi davranmak ciddi bir aldanıştır. *Bilen çoktur,bildiğinin gereğini yapan aranıyor! *O namaz kılmıyor olduğundan utanmayacak da ben secde ettiğimden mi utanacağım! *Dua bir savunmadır; hususi dua vakitleri tahsis etmek, edebiyatını değil kendini yapmak savunmadır. *İbadete ciddi bir şekilde sarılmak, ihlastan ayrılmamak savunmadır. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: ‘Fitne zamanında ibadet etmek, bana hicret etmek gibidir.’buyurmaktadır.
Bu ümmet için Resûlullah sallallahualeyhi ve sellemin peygamberliği kadar önemli bir kıyamet alametiyoktur. O, son peygamberdir. Onunla beraber, kıyamete doğru geri sayım başlamıştır *Ashap zamanında kıyametin zamanı hakkında soru soranlar, avamdan kimselerdi. Meselenin özünü kavramı olan sahabiler, ne zaman olduğu ile ilgilenme yerine, o gün ne yapacaklarını dert edindiler, kıyamete hazır olmaya çalıştılar. Onlara göre kıyamet vaktine binlerce sene yoktu. Onlardan birine bakıldığında, o akşam kıyamet kopacağına dair ipucu almış biri zannederdi onu. Hatta tabiinden Hasan Basri’yi tarif edenler ‘cehenneme girip de geri gelmiş biri gibi’ olduğunu söylerlerdi... *Sağlık kontrolü yapar gibi akidemizi kontrol etmeliyiz; dünümüzle bugünümüzü karşılaştırmalıyız.Faizi bataklık gören bir mü’min iken kılıfını bulup faize bulaştık mı? Kadınlarla tokalaşmayı haram görürken, kendimize göre sebepler uydurup tokalaşabiliyor muyuz? Cemaatle namaz kılmayı önemserken ihmal etmeye mi başladık? Nureddin Yıldız Hoca Efendi
1)islam hukuku tarihi- Hayreddin Karaman Hoca efendi
çok kapsamlı bir eser, yaşamış ve şuanda yaşamayan mezheplerden,imamlarından,son dönem şeyhülislamlarından, gelmiş geçmiş alimler zümresinin büyük kısmından kısaca fıkın tarihinden, mezhep imamlarının metodlarından,hayat hikayelerinden bahsediyor.
özet çıkartılarak okunduğunda ve sınava tabi tutulduğunda 2 okul döneminden önce bitebiliyor.:)acizane tavsiye edilir.Kitapta Zenbilli Ali efendiye neden zenbilli denildiğide zikredilmiş.Evinden aşşağı bir zenbil sarkıtırmış, soru sormak isteyenler bu zenbile sorularını bırakırlarmış o da çekip cevaplar yine zenbille sarkıtırmış:)buna benzer pek çok hoş noktayı içeriyor kitap.
2)Fahreddin Razi -Mefatihul ğayb
çok güzel bir tefsir.Felsefi ama, çok hoş noktaları yakalamış müellif.
Mesela, Kuran-ı Kerimi çocukları terbiye eden mürettibe benzetiyor ve bütün ruhlar çocuklar gibi güdülür, hayra yönlendirilir onunla diyor vb. Sadece bu tefsirden Kehf suresini okuyorum.O da haftada 2-3 sayfa.Ama insanın ufkunu açıyor.
3)Kadın Oradaydı
12 kadın yazarın dilinden 12 inanmış mübarek kadın.
gerçekten ben bu yönden hiç bakmamıştım dedirten kitaplardan...
-DİNLER TARİHİ- DİB
meraklıları için alanında uzman profösörlerce yazılmış çok yalın bir eser.
-Sünneti Anlamada Yöntem Yusuf Kardavi
sünnete dair... çok geniş,güzel bir bakış açısı.
Tirmizi - sünen
diğer hadis kitaplarından farkı, hadisleri sıhhat derecelerini zikrederek vermesi, ve ma'mulun bih(fakihlerin amel ettiği)hadisleri zikretmesidir. Ebu İsa... Allah makamını artırsın.
Selam ve dua ile yol yorgunu yüreğim! içimde ayaklarıma batan çakıl taşlarından kalma kan izleri! her yer kırmızı işte yine! dün ve bugün... - yol...yine yol yine yol.çantamızdan bisküvitlerimizi çıkarıyoruz.gülümseyerek yemeye başlıyoruz.vakit akşam.trafik yoğun.biz...seviyoruz bu yolculuğu.yolun sahibide bizi seviyor mu acaba?
Mutluluktan uçtuğum da oldu, hüzünden kanatlar takıp yükseldiğim de... Mutluluk bir havai fişek misaliydi, hızlıca yükseliyor, havada bir kaç saniye kalıyor ve sönüyordu. Hüzün ellerinden bir defa tutmaya görsün, kıyamet sabahında kitabın sağından gelene kadar, kalbinin içinde konaklıyor. Huzur; bu ikisinin arası bir şey olsa gerek. Arada yüz gösterse de cennet için saklanıyor... R.Betül Çetin
www.sahifeturaiha.blogcu.com Yazık senden başka birini görmek için uykusuz kalan gözlere, Yazık senden başkası için dökülen o gözyaşlarına! (İmam Gazali Hazretlerinin ey oğul kitabından,hak aşıklarının bir beyiti)
Ubâde b. Sâmit (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Kim Allah’a kavuşmak isterse Allah da o kimseyle kavuşmak ister. Kimde Allah’a kavuşmak istemezse, Allah da o kimseye kavuşmaktan hoşlanmaz.” (İbn Mâce, Zühd: 32)Tirmizî: Bu konuda Ebû Hüreyre, Âişe, Enes, Ebû Musa’dan da hadis edilmiştir.Tirmizî: Bu Ubâde hadisi hasen sahihtir.
Hislerle okunmaz mı kitaplar? İçine girilerek ve kelime kelime içinde yürümek isteyerek, o zamana seyr ile okunmaz mı? Yoksa bende mi bu garip hal?İmam-ı Malik'in çektiği işkencelere dalıyorum önce, sonra İmam Şafi'nin Muvattayı emanet olarak birinden alıp 20 yaşında ezberlemesine, sürgün edilmesine, sonra İmam-ı Azam'ın hapiste vefat etmesine, İmam Serahsi'nin 30 ciltlik mebsut adlı eserini bir kuyunun dibinden talebelerine seslenerek kuyu hapsindeyken yazdırmasına, Ahmed bin Hanbelin mihne vakasındaki dik duruşuna, dalıp gidiyorum...Aklım, hayalim, düşüm, bu devirden o devre sefer halinde. Bu ki, fıkhın tarihi... İslam tarihi'ne çalışmak belki en zoru.Endülüs'ten haçlı seferlerinin sonuna kadar mesulüz,Müslümanların kılıçtan geçirildiği, gözlere millerin çekildiği devirler...Tarihçi Heraklius Haçlı ordusunun Kudüse girişini anlatırken şöyle diyor, ''cesedlerin üzerinden aşa aşa Davud minberine vardığım zaman, bileklerime kadar kana batmıştım...'' Gerisini okumak, kitabı açmak, devam etmek, not alabilmek, hüner isteyen işler... Bir ileri, iki geri, bütün şehirler Kudüs...
1915’te Çanakkale’ye Mehmetçiğe destek için gelen 500 Filistinli şu an Gelibolu’da yatıyor
Bugün, İsrail’in topraklarını işgal etmesine karşı mücadele eden Filistinliler, 1915 yılında da emperyalist devletlerin Çanakkale Boğazı’nı geçerek İstanbul’a ulaşma hayallerinin Boğazın karanlık sularına gömülmesinde önemli rol oynadı. O dönemde Osmanlı İmparatorluğu’nun toprağı olan Filistin’de yaşayan ve içleri vatan sevgisi dolu herkes gibi hiç düşünmeden ailelerinden ve sevdiklerinden ayrılıp Gelibolu’ya koşan yaklaşık 500 Türk ve Arap askeri, vatan toprağı için canlarını hiçe sayarak, şehitlik mertebesine ulaştı. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Burhan Sayılır, 500’e yakın Filistinli askerden 88’inin Çanakkale Cephesi’nde şehit olduğunu, savaş süresince yaklaşık 400 askerin de dizanteri, zatürre, tifo gibi hastalıklar sebebiyle hayatını kaybettiğini ifade etti. http://www.turkiyegazetesi.com/haberdetay.aspx?haberid=400169
Araplar Osmanlı'ya ihanet etti mi? http://www.zaferdergisi.com/article/?makale=1949 kitaplarımın buğusundayım yine:) Ocakta yemeği karıştırken, kapıda gelen misafiri karşılarken, yemek tarifi kitabını karıştırırken, açılan her kitabın içinden bir ayet yada bir hadis, ya da o zamana ait bir fısıltı çıksın diye beklerken...
haklıydı şair, ''bir resim çizilmiş suya sahte renk sahte boya'' demekte. Anladım Leyla'yı, Mecnun'un aslında kimin peşinden koştuğunu da. Çorbayı bir kere daha karıştırmalıymışız derviş, ve daha ihlasla koymalıymışız sofraya, yardıma istenmeden koşmalıymışız, zira muhtaç bir gönülden kopan dua, yaşlı bir ninenin amini, bir annenin Allah razı olsun deyişi, gökteki yıldızları huzur yapıp, başına taç diye takıveriyormuş. - öyle kendi kendine konuşmalar bunlar. İnsan gönlü, ''kalbim gerçekte ne zaman acıkır ve ne zaman doyar?'' diye sorgulamaya başladığında, bir yürüyüş daha başlıyor içinde. işte bunlar adımlarım benim. O'na gittiğimizde, bizi bağışlayan bir sahibimizin olması ne güzel...
zerreitoz Kelimelerimin ucuna kibrit çaktım. Güzel dualar biriktiriyorum artık sadece.
(Habibim)Onların sözleri seni üzmesin! Şüphesiz izzet ve üstünlük tümüyle Hak katındadır!(Bütün güç Allah'ındır) Yunus Suresi
İstanbul buz gibi, her yer üşüyen insanlarla doldu... Köpeklerle kediler bile saklandılar. Saklanacak yeri olmayan insanlar var.Evet kesinlikle uyumadan önce bütün dünya için dua etmeliyiz... Ve düşünmeliyiz alıp verilecek kaç nefesimiz kaldığını... - yağmur ne güzel çiseliyor.Siyah başörtümün üstüne gümüş renkli simler gibi dökülüyor.. İçimden dua ediyorum, Rabbena atina fiddünya haseneten... ve fil ahirati hasene Başka bir dua gelmiyor aklıma bugünlerde.Birde bütün müslümanlar için bağışlanma ve yardım dileği var...Yürüyüp gidiyoruz, yağmur kokulu yoldan... zerreitoz - 'Rabbinin herşeye şahit olması yetmez mi?''(Fussılet 55)
Osmanlı Tarihini özetliyorum.Sultan Yıldırım Bayezit'ın Ankara savaşında kalakaldım.Ne kolay değil mi birkaç maddeyle yazmak savaşları, nedenleri sonuçları sıralamak alt alta...Taht kavgalarını birkaç kelimeyle not düşmek..Endülüs kadar acıklı Osmanlı devrinin bazı dönemleri.Okuyup geçmek istiyorum bende bazen herkes gibi, gözlerim dolup taşmasın,içimin yorulup kitabı bırakmasın... Ah, kalbim, kalbim... -erkenden uyuyan çocuğun kelimeleri-